En sık düşülen içerik pazarlama hataları

En sık düşülen içerik pazarlama hataları

İçerik pazarlama, küçüklü büyüklü her türden işletmeyi online dünyada geliştirmeye, bilinirliğini artırmaya ve ileriye götürmeye yarayan pazarlama yöntemlerinden bir tanesi; tabii o gizemli dünyanın ardına saklanan hatalara düşmediğiniz sürece! Sıkça yapılan bu hataların sonucunda bu değerli pazarlama kanalını heba etmekle kalmıyor, maalesef zamanınızı da boşa harcamış oluyorsunuz. Bu yazımda size, en sık düşülen içerik pazarlama hatalarından ve onlardan nasıl kaçınabileceğinizden bahsedeceğim.

Hata 1: Stratejik planlama aşamasını gözardı etmek

Yeni bir pazarlama kampanyasına başlamak her zaman heyecan vericidir; ama herhangi bir planlama yapmadan, bir yol haritası çizmeden ve belirli bir metodoloji ile hareket etmeden bir kampanya başlatıp hemen sonuçlara odaklanmak, hafif bir tabirle, naif bir beklenti olur. Eğer bu stratejik planlamayı yapmadan bir blog açıp sürekli olumsuz sonuçlarla karşılaşıyorsanız, bu size sürpriz olmamalı. Eğer ürettiğiniz içeriklerin etkili olmasını istiyorsanız, tüm aksiyonlarınıza rehberlik edebilecek nitelikte ve iyi düşünülmüş bir stratejiye ihtiyacınız olduğunu içtenlikle söylemem gerek.

Her şeyden önce hedef kitlenizin demografik değerleri ve ihtiyaçları üzerinde araştırma yapmalı, rakiplerin ne tür içerik pazarlama faaliyetleri yürüttüğüne dair fikir sahibi olmalı ve işe yaradığı kanıtlanmış içerik pazarlama stratejilerinden çok da uzaklaşmamalısınız.

Hangi yöne gitmek istediğinize karar verdikten sonra ise, ilk 6 ay veya 1 yıl için hedeflerinizi belirlemeli ve bu yönde editöryal bir takvim oluşturmalısınız. Bu takvimi oluşturmak için Edit Flow, CoSchedule ya da Google Calendar gibi araçları kullanabileceğiniz gibi, geleneksel yöntemlere sadık kalarak kalem kağıt ile de işinizi görebilirsiniz.

Hata 2: Nicelik konusunda endişelenmek

Bir içerik pazarlama kampanyasında söz konusu miktar ve nicelikler olduğu zaman her kafadan bir ses çıkar oldu desem, yanılmış olmam. Öyle ya da böyle, sadık bir takipçi kitlesine sahip olmak için sabit ve düzenli bir içerik yayınına ihtiyacınız olduğu aşikar. Bu mantıkla baktığınız zaman ne kadar çok içerik üretirseniz o kadar olumlu sonuç elde etmelisiniz, değil mi? Maalesef öyle değil.

Söz konusu durum eğer içerikte nicelik anlayışını takip etmek ise, işletme sahipleri çoğu zaman bu yolda içerik pazarlama için en hasar verici hatalardan biri olan ortalama ve kalitesiz içerik yığınları ile baş başa kalıyor. Ortalama seviyedeki içeriklerin yarattığı en büyük problem, ilk etapta istediğiniz trafiği sağlıyor gibi görünmesine rağmen, uzun vadede insanlarla bir bağ kuramıyor olmasıdır. Bu tür içerikler insanların sizi tanımasına, sizden hoşlanmasına ve size güvenmesine yol açmaz. Sizi tanımayan, sizden hoşlanmayan ve size güvenmeyen insanların da sizden hiçbir şekilde satın alma gerçekleştirmeyeceğini söylememe gerek yoktur herhalde, değil mi?

Bu nedenle, eğer içerik pazarlama kampanyalarınızın başarıya ulaşmasını istiyorsanız nicelikten çok niteliğe odaklanmanız gerekir. Rahatlıkla “efsanevi” diyebileceğiniz bir içeriğin, on tane vasat içeriğe bedel olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın.

Hata 3: Tek tip içerik formatında tıkılıp kalmak

“Her zaman her yerde blog post” gibi tekdüze bir içerik tarzına sadık kalmanın ve o tarzda uzmanlaşmanın size fayda sağlayacağına dair duyumlar almış olabilirsiniz. Her ne kadar başka bir tarza geçmeden önce tek bir türde uzmanlaşmak doğru bir hamle gibi gözükse de, sonsuza kadar aynı şeyi yapmanın da bir anlamı yok.

Söz konusu içerik pazarlama olduğu zaman deneyebileceğiniz onlarca farklı tür var; en önemlisi de her birinin kendine has bir çekiciliğinin, dolayısıyla da spesifik bir hedef kitlesinin olması. Eğer blog akışınız aynı içeriğin farklı şekillerde formatlanmış hali gibi görünmekten öteye gidemiyorsa, ciddi oranda potansiyel trafik kaybediyorsunuz demektir.
Birden fazla türde kapitalize olmak, içeriğinizi yeniden hedeflendirerek tek bir konu üzerinden farklı mecralara ve kitlelere ulaşmanızı sağlar. Deneyebileceğiniz içerik türleri arasında infografikler, videolar, e-posta ile pazarlama, indirilebilen PDF dosyaları, podcast’ler, e-kitaplar ve canlı yayınlar yer alıyor. Başka bir deyişle, seçenekleriniz neredeyse sınırsız!

Hata 4: SEO’yu önemsememek

Maalesef bu adım da pek çok içerik pazarlamacısı tarafından görmezden gelinen bir durum. Bu hataya düşülmesinin en büyük sebebi ise, genelde SEO kavramının etrafındaki o sis bulutu. Diğer bir deyişle, bu konunun fazlasıyla teknik ve matematiksel olarak algılanması. İşin gerçeği ise şu; arama motoru optimizasyonu, hiç de sandığınız kadar komplike değil.

Belirlediğiniz metodoloji çerçevesinde eğer araştırma evresine bir miktar daha vakit ayırırsanız, size yardımcı olacak birçok eklenti bulabilirsiniz. Bu eklentilerin yardımıyla da belli başlı yapısal SEO değişikliklerini gerçekleştirebilir, içeriğinizi arama motorlarının gözünde kolayca şık bir hale getirebilirsiniz. SEMrush, keywordtool.io ya da WordPress’in Yoast SEO‘su gibi SEO araçları ile bu işi göz açıp kapayıncaya kadar öğrenmeniz mümkün.

Hata 5: Birden fazla konu üzerinde yazmak

Sektörde olan biten her şeyle ilgili içerik üretmek ilk bakışta çekici gelebilir ancak; bu işe yeni başlıyorsanız belli bir alan seçmekte ve o alanda uzmanlaşmakta fayda var. Spesifik bir konu üzerinde yoğunlaşmak, size her şeyden önce rekabetçi bir avantaj kazandırır. Bu rekabetçi avantaj sayesinde, işin henüz başındayken sağlıklı bir ivme kazanarak takipçilerinizin aklında yer edinirsiniz. Bir konuda uzman olan birini akılda tutmak, her konuda biraz bilgi sahibi olan birini akılda tutmaktan çok daha kolay.

Bununla birlikte, belirli bir konu üzerinde yazmaya odaklandıktan ve artık online dünyada bu konuyla birlikte ismi anılan birkaç kişi veya işletmeden bir tanesi olduğunuza emin olduktan sonra, genel konulara da değinerek hitap etttiğiniz kitleyi genişletmeyi düşünebilirsiniz.

Hata 6: Sadece kendi platformunuz üzerinde içerik üretmek

İçerik pazarlama stratejinizin temelini — gayet doğal olarak — kendi websiteniz oluşturur ancak; sadık kitlenizin gerçek anlamda ivme kazanması için, kendi ağınızın dışında da görünür olmanız gerekebilir. Bunu da hedef kitlenize içerik üreten diğer servisler aracılığıyla yapabilirsiniz.

Tanınmış markalar ve sektördeki ünlü isimler ile işbirliği içine girerek içerik çalışmalarınızı farklı mecralarda tanıtmak, emin olun içerik pazarlama açısından çokça faydasını göreceğiniz bir adımdır. Görünürlüğünüzü artırmakla birlikte, bu şekilde sektörde çok daha tanınır bir sima haline gelmeniz mümkün.

Hata 7: Genel bir kitleye hitap etmek

En tecrübeli markalar bile kimi zaman bu hataya düşebiliyor. Tek bir demografiği hedefleyerek hedef kitlenizi daraltma ihtimalini ele aldığınızda bu, elinizdeki materyalin içinde barındırdığı potansiyeli harcamak gibi gelebilir. Öte yandan seyircinizi daraltmak ise, içeriğinizin o konuyla en çok ilgilinen kitleye ulaşma oranını artıran en önemli faktördür. Bu nedenle, kısmen ilgisini çekebildiğiniz milyonlar yerine, size gerçekten hayranlık duyan on binlere hitap etmeyi denemekten çekinmeyin.

Hata 8: Kendinizi sosyal medya üzerinde yeterince göstermemek

İçerik pazarlamacılarının maalesef en hor ve atıl kullanıldığı mecra sosyal medya. Oysa ki sosyal medya, halka açık, ücretsiz ve düzenli bir takipçi kitlesinden oluşan ve belli parametreler ışığında çok faydasını görebileceğiniz bir alan. Bu da onu, içeriğinizi pazarlamak için en ideal kanallardan biri haline dönüştürüyor. Ayıracağınız fazladan 3-4 saniye ile içeriklerinizi sosyal medya hesaplarınız üzerinden paylaşmanız size çok şey kazandırabilir.

Hata 9: Zamana ayak uydurmamak

Şu bir gerçek ki pazarlama dünyası sabit kalamayacağınız kadar yüksek bir devinimle evrim geçiriyor. Sizin de zaman içinde stratejinizi güncellemeniz, yeni metodolojiler benimsemeniz, yeni kanallar üzerinde denemeler yapmanız ve trendlerden faydalanmanız gerekecek.

Eğer içerik stratejinizi, o ana dek başarılı bulduğunuz tek bir noktaya sabitleme hatasına düşerseniz, rakiplerinize ayak uydurmakta zorluk çekeceğiniz de aşikar bir hal alır.

Hata 10: Veriden faydalanmamak

Son olarak, yürüttüğünüz pazarlama kampanyası her ne olursa olsun, etkili olabilmesi için veriye dayalı bir metodolojiyi benimsemeniz şart. Aksi halde, harcadığınız çabanın size getirisini ve neye mal olduğunu nasıl bilebilirsiniz ki?

Girişimciler Ciz.io kanvasları ile fikirlerini kolayca anlaşılır iş fikirlerine dönüştürüyor ve başkalarıyla paylaşıyor. Ücretsiz kayıt olmak için tıklayın.

Aynı şekilde, bir içerik pazarlama kampanyası yürütürken de Google Analytics gibi bir takip mekanizması oluşturup projeleriniz ile ilgili veri toplamanız gerekiyor. Bu veriyi topladıktan sonra ise, kampanyanızı iyileştirmeye yönelik çıkarımlar yapabileceğiniz şekilde incelemeniz, kısacası bu son derece yararlı araçtan aldığınız rakamları iyi yönetmeniz gerek.

Bugün ilk makalen bizdendi.
Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol
KEŞFETMEYE DEVAM ET
En sık düşülen içerik pazarlama hataları
Anastasya Yamaç

En sık düşülen içerik pazarlama hataları