Fırat İleri ile Hummingbird Ventures ve sıra dışı girişimler üzerine

Patrick Bosteels Röportajı- Fırat İleri (Hummingbird Ventures)

Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim, Türkiye’deki alışveriş merkezleri sanki toplantı yapmak için inşa edilmiş. Özellikle de Kanyon ve içerisindeki Belçikalı Le Pain Quotidien restoranı. Alain Coumont’un kurucusu olduğu bu girişim, 25 yıldır çok başarılı bir şekilde büyümüş. İlk dükkanı açmasının ardından sadece 10 ay geçtikten sonra ilk franchise şubesini de açmış. Ekşi mayalı ekmekleri ve uzun komünal masaları ile nam salmış, müthiş bir başarı hikayesi. İç mimari öğeler ise sanıldığının aksine konsept stratejisi değil, gereklilikten doğmuş. 2011 yılında Financial Times’a verdiği röportajdaki şu lafını çok sevmiştim:

“Basitçe bir ürün veya bir konsept yaratırsınız, müşterileriniz de çalışıp çalışmayacağını doğrular, ardından da sizden daha başarılı insanları işe alarak yola devam edersiniz.”

Müthiş.

Bu kez karşımda Fırat İleri var. Kuzey Kıbrıs doğumlu. Çok kararlı ve net bir tavrı var. Bu karakteri Ada doğumlu olması mı yoksa ABD’de aldığı eğitim ile mi kazanmış çok emin değilim, ancak oldukça açık ve arkadaş canlısı bir başlangıç yaptığı kesin. MIT bünyesinde çift ana dal yaparak Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği mezunu olmuş, yüksek lisansını ise Finans alanında tamamlamış. İlk iş tecrübesi JPMorgan’da stajyerlik olan İleri, New York ofisinden tam zamanlı iş teklifi almış ancak eğitimini tamamlar tamamlamaz soluğu Londra’da alarak 2,5 sene orada kalmış. Gelişmekte olan piyasalar üzerine, özellikle de Türkiye, Merkez ve Doğu Avrupa ile BDT ülkeleri özelinde çalışmış.

Erken yaşlardan itibaren teknoloji ve inovasyon ile çok içli dışlı bir hayatı olan İleri, Dropbox, Khan Academy, Bose, Zipcar gibi bir çok girişimin filizlendiği MIT’de okurken risk sermayelerine merak salmış. 2011 yılına geldiğimizde bir yandan girişimler için nasıl yatırım yapıldığı konusunu araştırmaya başlamış, öte yandan da ilk dalga başarılı Türkiyeli girişimleri incelemeye başlamış. Bu sırada da Belçika ve Birleşik Krallık merkezli risk sermayesi Hummingbird ile iletişime geçmiş. O sırada Hummingbird’ün aktif bir şekilde Peak Games ve ÇiçekSepeti gibi girişimler de dahil olmak üzere Türkiye pazarına yatırım yapması onu heyecanlandırmış. Çok ikna edici bir yanı olmalı ki, hemen işe koyularak ortaklığı kapmış. Amacı, ayağı yere basan girişimler bularak portfolyoyu genişletmek olmuş. 2015 yılında evlenmiş ve İstanbul’a yerleşmiş. Şu an tüm antlaşmalar onun elinden geçiyor ve bunun ne kadar büyük bir iş yükü olduğunu anlatmam gereksiz sanırım.

Gram Games, İleri’nin Humminbird bünyesinde yönettiği ilk yatırımı ve aynı zamanda da en yeni başarısı. Tohum yatırım öncesi 100.000 ABD doları tutarında yatırım yapan Hummingbird, seri A yatırım sürecini de yönetmiş. Oyun stüdyosunun hikayesi ise şöyle: İlk iki prototip sürecinde başarısız olan ilk oyunları 1010!’u, banka hesaplarındaki 25.000 ABD doları ile yaratırlar ve oyun bir anda küresel bir fenomene dönüşür. 80 milyon yüklenme, 3,5 milyon günlük aktif kullanıcı ve günde ortalama 30 dakika oyun süresi ile nasıl bir başarıya imza atıldığını çok iyi anlayabiliyoruz. Tüm oyunlarının toplam indirilme sayısı 100 milyonu aşar. Fırat’a göre bu, “alaylı ve çok zeki” olarak tanımladığı Mehmet Ecevit’in başarı hikayesi. Kendi hikayesini kendi yazan birinin başarısı.

Gram Games, Hummingbird’ün yatırım yaptığı ilk oyun girişimi değil. Sidar Şahin önderliğinde Türkiye’nin küresel anlamda ilk başarı hikayesine imza atan Peak Games de Hummingbird tarafından desteklenen bir diğer oyun stüdyosu. Kurucu ortaklardan birisi olan Rina Onur, bugün 500 İstanbul’un önde gelen üyelerinden birisi. 2010’da Peak Games’e 1,5 milyon ABD doları yatırım yapan Hummingbird, Toy Blast’ın bugün küresel anlamda hit olmasının ardından şirketin inanılmaz potansiyelini her geçen gün artırdığını düşünüyor. Bugün itibarıyla bir çok yatırımcı tarafından yapılmış toplamda 18 milyon ABD dolarını aşan bir miktardan bahsedebiliyoruz. Bu noktada Fırat, yeni ABD başkanının danışmanlığını yapmasıyla antipati toplayan Peter Thiel’den bir alıntı yapıyor: “Eğer inandığın bir şeyin senden başka kimsede karşılığı yoksa, neyi bildiğini düşünüyorsun?” Fırat, aldığı risklerin mobil ve sosyal oyunlar üzerine olduğunu biliyordu ve kazandı da. Dünyada pek çok risk sermayesi yöneticisi oyun sektörüne yatırım yapmaktan çekiniyor çünkü bu alanın “ya batarsın ya çıkarsın” gibi bir düzende ilerlediğini düşünüyorlar. Fırat’a göre ise eğer doğru takımın arkasında durur, sabırlı olur ve elinden gelen yardımı ardına koymazsan bu düzeni “batarsın, batarsın, batarsın ve sonra acayip çıkarsın”a çevirebilirsin. Çıktığın anda da ölçeklenebilir bir şirket yaratmış olursun. Fırat’ın bu konudaki örneği ise, oyun dünyasının nereye gidebileceğine dair bir öngörü sunmalarının ardından 4 yılda 10 milyon ABD dolarının üzerinde değerlenen Supercell. Bu sebeple de sıra dışı oyun firmaları için her zaman bir yerleri var.

Türkiye’deki oyunculuğa yönelik ilgiyi hesaba katınca, kürsel bir başarıya imza atılabilecek ve yerel ekosistemde iz bırakılabilecek bir alan olduğu aşikar. İyi bildiğin şeyin üzerine akıllıca eğilmenin getirdiği avantaj da keza aynı şekilde. Peak Games ve Gram Games’in ardından kapılarının hala doğru kişilerin kurduğu akıllıca ilerleyen oyun firmalarına sonuna kadar açık olmasının sebebi de tam olarak bu. Oyun alanında üçüncü başarıyı da yakalamak.

Türkiye açısından baktığında, Fırat ülkede oyun sektörüne yetecek kadar yetenekli insan olduğunu düşünmediğini söylüyor. Bu sebeple uluslararası arenaya daha yakın ki aslında burada bile oyun endüstrisi oldukça küçük denebilir. Gram Games, Londra’da açtığı stüdyosu ile Birleşik Krallık pazarına girmiş durumda. Uluslararası bir seviyeye yükselmek zaruri, coğrafi olarak olsa bile. Yetenek avcılığı için de en doğru yer yine bu seviye.

Hummingbird ilk yatırım turunu 2000 yılında gerçekleştirdi ve toplamda 6 tur tamamladı. Ortalama 40 milyon ABD doları ile her bir turda 10-15 arası girişime, 100.000 ile 9 milyon arasında (çoğunlukla da 1-3 milyon civarında) tutarlarda yatırım yaptılar. Her ne kadar yatırıma harcanan ABD dolarlarının sadece yaklaşık %15’i Türkiye’ye gelse de, en iyi performans gösteren ülkelerden birisi. Hummingbird, şu anda bile Türkiye’deki portfolyolarından 1 milyar+likidite gibi bir beklenti içinde. ABD’ye taşınmalarının ardından 60 milyon dolar yatırım alan Belçikalı bir girişim olan Showpad’e de yatırım yaptıklarını bilmek de heyecan verici. Brüksel’de düzenlediğim Apps Marathon ismindeki etkinlikte Mobile Monday Belgium’dan bir arkadaşımla onlara bir sunum yaptığımızı hatırlıyorum. Ne günlerdi ama. Demem o ki, Hummingbird küresel bir yatırımcı, hatta en son yatırımları Brezilya’daydı.

Gelişmekte olan piyasalarda sıra dışı girişimciler bulmak, Fırat’ın en büyük özelliklerinden birisi. Girişimlere bütünsel bir açıdan yaklaşıyor ve girişimcilerin sunumlarındaki detaylara odaklanıyor. Bunu sıra dışı girişimcileri anlamak için bir örüntü farkındalığı olarak tanımlıyor. Sıra dışı dönüşlerin, sıra dışı insanlardan geldiğine inanıyor ve Hummingbird de başarılı ve hırslı girişimleri üretebilecek girişimcilerin ne tür özelliklere sahip olmaları gerektiği hakkında uzun uzun çalışmalar yapıyor. Bu özelliklerin arasında direnç, liderlik ve daha pek çok şey var. Takım çok önemli evet, ancak piyasaya dair bir algılarının olması da çok önemli. Müşteri edinimi ve piyasa büyüklüğü de A serisi yatırımın nereye yönlenmesi gerektiği sürecinde büyük önem arz ediyor. Konsept kısmında zorlandıkları zamanlarda, verilerin onlara yön göstermesine izin veriyorlar. Fonlamanın yanı sıra, kritik öneme sahip çalışanların işe alımlarının da önemli olduğunu her seferinde yineliyor ve zayıf noktaların üzerine gitmenin bir girişimi sonraki seviyeye daha iyi hazırladığı konusunda da emin. Ona göre hiçbir şey olmazsa olmaz değil; sonuçta Hummingbird bir şeyleri zorlamıyor, girişimler oldurmaya çalışıyor. Fırat aktif bir şekilde 7 farklı girişimle ilgileniyor ve her birinin kurucularını hem yetenekli hem de birlikte çalışması çok zevkli insanlar olarak tanımlıyor.

Girişimlerin, kendi başlarına ne kadar iyi çalışabildikleri onun için önemli bir kriter: kullanıcı edinimleri ne durumda, daha önce benzer bir şey yapmışlar mı, herhangi bir şey kurmuşlar mı ya da sektörün herhangi bir noktasında görev almışlar mı, bunlar önemli. Kendi kendilerine yetebilen, her karar aşamasında yardıma ihtiyaç durmayan girişimlerle çalışmayı tercih ediyorlar. Humminbird’e göre girişimciler şirketi kendileri kurmalı ve yatırımcıların yönetimsel işleri devralmalarına izin vermemeliler. Günlük işlerde yapılan “aktif mentörlük” bile bu anlamda Hummingbird için kabul edilebilir değil. Her ne kadar burası büyük bir ülke olsa da, ölçekleyerek büyümek başlı başına bir sorun. Genelde durum, 5 yılda aşağı yukarı 2-3 milyon ABD dolarına kadar genişleyebilecek bir pazar için küçük karlılık oranlarıyla boğuşan girişimcilerden ibaret. Çoğunlukla da kendi içlerinde kapalı kalınıyor ve genişlemek için gereken riskler alınmıyor. Girişimlerin çoğu uluslararası arenaya çıkmak için gereken kafa yapısı ve atılımcı ruha sahip değiller. Zamanlama konusu da bu noktada çok önemli. Bugün yatırım yapan çoğu kişi, farklı piyasalarda halihazırda başarılı olmuş fikirleri aramaktan başka bir şey yapmıyor. Yani ne zaman ki konfor alanınızın dışına çıkar, Türkçe konuşulmayan bir piyasaya girmeye çalışır ve bunun için yeterli kaynak/yatırım/bilgi ve birikime sahip olduğunuzu düşünürseniz, o anda dişli rakiplerle dolu bir alana girersiniz. Diğer piyasalardan devşirilen fikirler, uluslararası piyasalar için -neredeyse- her zaman çok geç kalınmış bir şekilde geliyor. Özellikle de ürününüz herhangi bir yenilik veya hizmet önerisi içermiyorsa. Fırat’a göre B serisi fonlama Türkiye’nin en büyük problemlerinden birisi; neredeyse hiçbir girişim 5 milyon ABD dolarının üzerinde bir yatırım alamıyor. Melek yatırımcılar tarafında ise her dost, ahbap, arkadaş… Çoğu zaman kendi işleri, yatırım yaptıkları girişimden daha iyi çalışıyor ve yine çoğu zaman teknolojik girişimleri ölçeklendirmek konusunda hiçbir bilgileri olmuyor. Bu sebeple dönüp dolaşıp satın alıcı platformlara geliniyor.

Türkiye’de yeterli para bulunuyor, ancak hırsla yazılmış başarı hikayelerinin peşinden koşacak kaliteli girişimler maalesef yok. Fırat, çok basit olan ama çoğu zaman gözden kaçırılan şu noktaları yineliyor: piyasa büyüklüğü, takım, ürün-pazar uyumu ve ölçeklenebilirlik. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu manzarada iyi bir validasyonla desteklenen bir iş modeli kanvasının çözemeyeceği hiçbir şey yok. İngilizce okur-yazarlık da en büyük eksikliklerden biri elbette, tıpkı merak eksikliği gibi. Fırat bu noktada girişimcilik ve yatırımcılık dünyasına girerken kimseden mentörlük yardımı almadığını, tamamen okuyup araştırarak kendi kendine öğrendiğini söylüyor. Risk sermayesi yöneticiliğini Hummingbird’deki ortaklarının yardımıyla yeteri kadar blog yazısı, makale ve podcast ile içli dışlı olarak öğrenmiş. Yani kendi kendine öğretecek kadar merak sahibi. Fırat ile konuşurken bazı diğer eksiklikler üzerine de konuştuk, hikaye anlatıcılığı da bunların arasında. Eğer hikaye anlatabilir, vizyonunuzu tane tane dile dökebilirseniz, fikrinizi de satabilirsiniz. Ancak yine de ekosistemin 2010 yılında başladığını, henüz çok genç ve tecrübesiz olduğunu unutmamak gerektiğini, önümüzdeki yıllarda gerçekleşecek başarılı çıkışlarla piyasanın büyüyüp serpileceğine olan inancı da yerinde.

Girişimlerin izini sürmek, dahil olduğunuz iş ağlarını korumak ve genişletmekle mümkündür.

Söyleşimizin bir noktasında başarıya dair sorular ortaya atılıyor. Fırat da onun için başarıyı özetleyen bir takım kelimelerden bahsediyor. Ne de olsa bir mühendis; analitik düşünce onun hayat damarlarından birisi sayılır. Yetkin hissetmek, sıra dışı girişimcilere hayallerini gerçekleştirme fırsatı sunmak, yolculuklarının önemli bir parçası olmak, başarıyı amaçlayan girişimlere yatırım yapmak, olabildiğince erken sürece dahil olabilmek ve tüm yol boyunca onlara destek olmak… Tabii… Fırat çok gerçekçi biri. Benim de kişisel anlamda çok beğendiğim ve girişimcilik ekosisteminde en çok ihtiyacımız olduğunu düşündüğüm özellik. Sağduyu ve gerçeklere dayalı doğru bir yaklaşım.

İşte size yatırım yaptığı girişimlerden oluşan liste: Amplidata, Armut, Awingu.com, Çicek Sepeti, Clear2pay, Deliveroo, Eatup, Elder, Engagor, Eon, Garajyeri, Gram Games, MamHmall.ma, InstaCarro, Kraken, Markavip, Moda Cruz, Peak Games, Showpad, Shutl, Souqalmal and Taxibeat.

Baya havalı değil mi?

Fotoğraf: @ForbesTurkey

Bugün 0 makale daha okuyabilirsin. Sınırsız okumaya devam etmek için
Ücretsiz Kaydol

Bu içerik SHERPA Blog okurlarına özel.

Devamı ve daha fazlası için sadece okur girişi yapman yeterli.

Kullanıcı deneyimi (UX), tasarım ve teknoloji alanında bilgini pekiştir.

Kullanım koşullarını okudum ve kabul ediyorum.
Neden kaydolmalıyım?