Daha okunabilir içerikler için 8 altın kural

Daha okunabilir içerikler için 8 altın kural

Okuma oranlarımızın düşük olduğu gerçek. Özellikle web ortamında gerçekleşen okuma deneyiminin, kitap, gazete ya da dergi gibi diğer mecralara göre oldukça farklı olduğunu da biliyoruz: web ortamında bir bilgiye ulaşmak istiyorsak, bunu en hızlı ve en verimli şekilde yapmak, aradığımız bilgiyi kolayca tüketmek ve bir sonraki deneyime devam etmek istiyoruz.

Peki, biz kullanıcı deneyimi tasarımcıları, kullanıcılarımıza en iyi okuma deneyimini nasıl sunabiliriz?


Jacob Nielsen’ın bir araştırmasına göre metinsel içeriklerin sadece %20’si okunuyor. Bir başka araştırma ise web arabirimlerinde sunulan içerik kullanıcıları ilgilendikleri bölümlere odakladığında, kullanıcıların içeriği taramayı bırakıp gerçekten okumaya geçtiklerine dikkat çekiyor.

Peki, neden “tarayarak” okuyoruz?

Kullanıcıların içeriği taradığı gerçeği çok sayıda araştırma tarafından kanıtlanmış olmanın yanı sıra, hepimizin kabul edebileceği bir gerçek. Beynimiz, metinler, renkler, görseller ve etkileşimli öğelerden oluşan içerikleri öncelikle tarıyor; bu sayede minimum eforu sarf ediyor. Böylelikle enerjisini, içeriğin tümünü değil, sadece ilgilendiği bölümü gerçekten okumaya ayırabiliyor. Örneğin 100 sayfalık metinlerin tümünü okumak 1–2 gün zaman alacakken, içeriğin tümünü sadece 20 dakikada tarayabiliyoruz.

Öyleyse bir dijital okuma deneyimini nasıl optimize edeceğimiz konusunda en elle tutulur yönlendirmenin taranabilir bir içerik sunmak olarak kabul edebiliriz.

İçeriklerimizi taranabilir hale nasıl getirebiliriz?

Daha okunabilir bir içerik sunmak için kabul etmemiz ve aklımızda bulundurmamız gereken en temel yaklaşım, kullanıcıların doğal olarak sergiledikleri “tarama” yöntemiyle kavga etmemek ve arabirimlerimizi bunu kabul ederek tasarlamak.

Eğer karmaşık bir konuyu ele alıyorsak, içeriğimizi farklı bölümlere ayrıştırmak ilk yapmamız gereken şeylerden biri. Bir diğer temel yaklaşım ise ters piramit yöntemini kullanmak ve sonucu önce; bu sonucu destekleyen öğeleri ise bundan sonra sunmak olabilir. Böylece içeriği tarayan kullanıcı, noktadan noktaya gezinebilir ve daha derine inmek istedikleri bölümün hangisi olduğu konusunda kolayca fikir sahibi olabilirler.

Daha okunabilir bir içeriği ulaşmak elbette sadece yukarıdakilerle mümkün değil. Gelin, konuyu biraz daha derinleştirip, daha okunabilir bir dijital deneyim sağlamanın 8 altın kuralından söz edelim.

1. Satır aralıkları vermekten çekinmeyin

Karmaşık bir içeriği daha okunabilir ve okuyucu-dostu hale getirmenin en kolay yollarından biri, beyaz alanları cömertçe kullanmaktan geçiyor. Bunu her paragrafta sadece bir fikri açıklayarak ve paragrafları 3–4 cümle kadar kısa tutarak elde edebiliriz.

2. İçeriği başlıklara ve alt başlıklarına ayırın

Radikal bir tercih gibi görünebilir ama, önce başlık ve alt başlıkları yazmayı deneyin. Kuvvetli ve işlevsel başlıklar, okuyucuların içeriğinize ilgi göstermesini sağlayacak en büyük etkenlerden biri. Kuvvetli alt başlıklar ise okuyucularınızın içerik akışı içinde yolculuk etmesini sürekli kılacaktır. Elbette burada dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta var: başlık ve alt başlıklarımız ilgi çekici oldukları kadar, bilgi verici ve tanımladığı içerikle ilişkili olmalı.

Başlık ve alt başlıklarınızı yazdıktan sonra baştan sonra değerlendirerek, okuyucularınızın bu başlıklardan birini okuduklarında ilgili bölümün ne ile ilgili olduğunu anlayıp anlayamayacaklarını kontrol edin.

3. Madde madde listeleyin

  • Bu sayede kullanıcılarınızın ilgisini bu bölüme çekebilirsiniz
  • Birçok farklı konuyu kolayca taranabilecek şekilde sunabilirsiniz
  • Metnin diğer bölümlerinden farklı gözüktükleri için kullanıcılarınızın mola vermelerini sağlayabilirsiniz.

4. Görselleri metinsel açıklamalarla destekleyin

Araştırmalar, görsellerin genellikle altlarında yazan tanımlayıcı metinlerin, bütün sayfa içerisinde en çok okunan bölümler olduğunu gösteriyor. 2–3 cümleden oluşan açıklamalar, okuyucunuzun sayfanın geri kalanındaki içeriği okumaya devam etmesini sağlamaya yetecektir.

5. İlişkili ve tutarlı linkler ekleyin

Mecranızın bir web sitesi olduğunu var sayalım. Web sitenizdeki diğer bölümlere vereceğiniz iç linkler, okuyucunuzun web sitenizde kalmasını sağlayacaktır.

Dış linkler ise, bu içeriği oluştururken dış kaynakları da araştırdığınızı göstermenizi ve kullanıcınızı konunun diğer uzmanlarıyla tanıştırmanızı sağlayacaktır.

İçeriğinizin kalitesi, hem dış hem de iç linklerle artacak ve içeriğinize değer katacaktır.

6. İçeriğinizi formatlayın

Web sitenizdeki metinleri bold hale getirerek vurgulayabilirsiniz. Böylece okuyucular içeriğinizi tararken en önemli noktaları tek bakışta ayırt edebilir. Fakat bunu yaparken dikkat etmeniz gereken bir nokta var: herşeyi vurgulamayın. Çünkü herşeyi vurgulamak ile hiçbirşeyi vurgulamamak, okuyucuda aynı etkiyi bırakacaktır.

7. Rakamların gücünden faydalanın

Rakamsal listelerin modasını geçtiğini düşünüyor olabilirsiniz, fakat rakamlar okuyucunuzun ilgisini çekmek ve okuma deneyimini belirli bir rotada tutabilmek konusunda benzersiz bir görev üstlenirler.

8. İçeriğinizi okuyucunuzun gözünden görmeye çalışın

Yukarıdakilerin hepsini yaptıysanız ve önemli noktaları öne çıkardığınızı düşünüyorsanız, içeriğinizi baştan sona değerlendirin ve bunu yaparken sadece vurguladığınız noktalara odaklanın. Okuyucunuz içeriğinizin özünü yakalayabiliyor mu? “Tarayan” bir okuyucuyu “okuyan” bir okuyucuya dönüştürebildiniz mi?

Cevabınız “evet” ise doğru yoldasınız.

Eğer bu makaleyi baştan sona okuduysanız, daha iyi okunabilirlik sağlamak konusunda eklemek istediklerinizi yorum yazarak paylaşmaktan çekinmeyin.

Bugün ilk makalen bizdendi.
Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol
KEŞFETMEYE DEVAM ET
UX Efsanesi #23: “Seçenekler her zaman 7+/-2 ile sınırlı olmalıdır.”
Sinan Özdemir

UX Efsanesi #23: “Seçenekler her zaman 7+/-2 ile sınırlı olmalıdır.”