3 adımda dijital veri göstergenizi tasarlayın

3 adımda dijital veri göstergenizi tasarlayın

Çok veri üretiyoruz. Ürettiğimizden daha çok veri tüketiyoruz. İş yaparken veya iş birliği halindeyken; karar verirken veya karar vermemiz beklenirken, veriye sırtımızı dayamadan, salt iç güdülerimize güvenerek karar almaktan imtina ediyoruz. Artık bizi, sayfalarca verinin oluşturduğu raporların monotonluğunda boğulmaktan kurtarabilecek, karar vermemizi kolaylaştırabilecek, içeriği anlık güncellenen dijital veri göstergelerine ihtiyacımız var. “Birisi benim için özetin de özetini yapsa da ben de o çok önemli kararı alıp ilerleyebilsem” mi diyorsunuz? O zaman bu yazı işte tam sizin için…

Bir konuda ne kadar çok analiz okursak, o konuyla ilgili karar verme aşamasına geldiğimizde felç olma riskimiz o kadar da artar. Bu, açıkçası, üzerinde çok da tartışmaya gerek olmayan bir tümevarım. Bir dijital ürün veya servisin karar verici koltuğunda oturduğunuzu hayal edin, kullanıcı deneyimi veya satış, hiç fark etmez, takibiniz altındaki ölçütler artmaya başladıkça, dizginlenemez bir iştahla, “daha fazlası”na doğru çekilecek ve ne olduğunu bile anlayamadan, anlık olarak onlarca performans ölçütünü gözlem altında tutmaksızın rahat edemediğinizi fark edeceksiniz. Ekip arkadaşlarınıza delege ettiğiniz yetkilerin gerektirdiği kararların uygulamaya alınma anlarında “fazla dayanak, az risk” ile karşı karşıya olunduğundan emin olmak isteyeceksiniz. Verinin bolluğu, canlılığı ve üretim hızı sizi sarhoş ederken, karar verme refleksinizin git gide yavaşladığını göreceksiniz. Bu yazı, “karar felci” yaşamanızı engelleyecek 3 öneri barındırıyor.

1. Karşılaştırın ve segmente edin

Bir ölçütü hiçbir zaman tek başına değerlendirmeyin.

Etkili bir dijital veri göstergesinin belki de değiştirilmesi teklif dahil edilemez tek kuralı, bir ölçütü, her daim bir bağlam içerisinde gösterme zorunluluğudur. Aksinin uygulandığı her durum, iç görü yerine “daha fazla soru” üretir ki tahmin edebileceğiniz gibi bu da karar vermenizi zorlaştırır.

Bağlam ataması yapmak için iç veya dış hedeflerin, geçmiş dönem performanslarının, endüstri standartlarının karşılaştırmalarını örnek alabilirsiniz.

2. Göstergenizi en önemli (ama az sayıdaki) ölçütler ile limitleyin

Dijital veri göstergelerinde barındırılması önerilen ölçüt sayısı 10. Bu durum da işin özünde, hedeflerinizi tam olarak tanımlayabilmiş olmanızı şart koşuyor. Her bir ölçütün, mutlaka bir hedefle ilişkilendirilmiş olabilmesini sağlayabilmeniz için göstergeye yansıtacağınız ölçütleri çoğunlukla birkaç defa segmente edebilmeli ve göstergenizi yalınlaştırabilmek için deneme yapmaktan kaçınmamalısınız.

Aşağıdaki gösterge örneği, yukarıdakiyle aynı Dashboard SaaS’ı kullanılarak üretilmiş olsa da aynı kadraja çok daha fazla ölçüt ve grafik sokuşturmaya çalıştığı için karar vermeye odaklanabilmek yerine daha çok soru sormayı tetiklemiyor mu?

3. Ölçütlerle limitli kalmayın, iç görülerinizi de göstergenize ekleyin

“Neden göstergemiz sadece rakamlar ve grafiklerden ibaret olmak zorunda? diye kendimize soralım ve hatta “Neden, karar almamızı kolaylaştırabilecek iç görüleri de göstergemize eklemiyoruz?” diye artıralım. Sonra da çok basit bir örnekle önerimizi somutlaştıralım. Google Analytics kullanıcılarına yıllardır, “Değerlendirmelerinizi daha efektif şekilde yapabilmeniz için önemli olayları / faaliyetleri ‘Annotation’ özelliğimizi kullanarak Google Analytics raporlarınıza eklemeyi unutmayın.” diye bas bas bağırmıyor mu?

Aşağıdaki örnekte, 20 Ocak’ta gerçekleştirilen bir konfigürasyon güncellemesinin, o tarihten sonraki performansta yol açabileceği değişikliklerle ilgili düşülen notu göreceksiniz. Eğer bu not grafik üzerinde yer almasa ve notun işaret ettiği değişiklikler de gerçekleşmiş olsa, sizce bu göstergesinden anlamlı bir karar çıkarabilmek için daha az mı, yoksa çok mu zaman harcamamız gerekirdi? Aslında çok basit, öyle değil mi?

Son olarak, olur da bana “Gerek kurumsal şeffaflık, gerekse de yalınlık açısında bir ‘başarı hikayesi dijital gösterge’ nasıl olur?” diye sorsaydınız sorunuzu muhtemelen aşağıdaki Baremetrics örneği ile yanıtlardım.

Girişimciler Ciz.io kanvasları ile fikirlerini kolayca anlaşılır iş fikirlerine dönüştürüyor ve başkalarıyla paylaşıyor. Ücretsiz kayıt olmak için tıklayın.

Evet, yanılmadınız. Rakamlar kamuya açık ve gerçek.

  • Ersin Çelik

    “Dijital veri göstergelerinde barındırılması önerilen ölçüt sayısı 10”

    Verileri görüntülerken belli bir adede sadık kalınması gerektiğini düşünmüyorum. Evet, yazınızda belirttiğiniz gibi, kesinlikle hedeflerin tanımlanmış ve odaklanılmış olması gerekiyor. Ölçütlerin süzülüp, rakamlardan/grafiklerden en yüksek verimi alabilecek şekilde düzenlenmesi gerekiyor.

    Ancak, bırakalım adedi kullanıcı belirlesin. Kendi isteğine göre kişiselleştirebilsin. Sadece göstereceğimiz rakam ve grafiklerin adedi için de değil, tüm sistemin/servisin özelleştirilebilmesinden bahsediyorum.

    Örneğin; Bizim önceden hazırladığımız ve doğru olduğunu düşündüğümüz sorgulara göre rakamlar / analizler göstermektense, bu hazır raporların yanında kendi sorgularını oluşturabilmelerini ve kendi ihtiyaçlarına özel hazırlanmış raporlar oluşturabilmelerini sağlayalım. Olmaz mı?

    • Yakup Bayrak

      Ersin yorumun için çok teşekkür ederim. Aslında ben ölçüt sayısı 10’da tutmalıyız derken, çok fazla (10’un üzerinde) ölçütün karar verme felcine yola açma ihtimaline vurgu yapmaya çalışmıştım. Göstergenin sahibi tabi ki verileri kişiselleştirmeli, sistem genelinde çapraz sorgularla rafine iç görüler oluşturmalı ve karar vermesini etkilemeyecek adette ölçüt ile kendi yoğurt yeme şeklini kendisi belirlemeli. Bu konuda seninle %100 aynı fikirdeyim.

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

İLGİNİ ÇEKEBİLİR
İçerik pazarlamada istikrar ve önemi

İçerik pazarlamada istikrar ve önemi

Gizle