Dönüşüm optimizasyonu “aslında” nedir?

Dönüşüm optimizasyonu “aslında” nedir?

Son yılların moda terimlerinden biri olan dönüşüm optimizasyonu, geçtiğimiz yıllar içinde bu alanda faaliyet gösteren servislerin de artışıyla birlikte dijital pazarda yer alan aktörlerin iş listelerine üst sıralardan giriş yaptı. Artan ilginin arama sonuçlarına yansımasıyla birlikte, arama motoru optimizasyonu (SEO) uzmanları gibi birçok profesyonel de, bu anahtar kelimenin yükselişinden doğacak ticari fırsatları kaçırmadı. Örneğin Google’da “dönüşüm optimizasyonu” terimini arattığınızda ilk karşınıza çıkan sonuçlara bakarak, SEO uzmanlarının bu konuda da uzman olduklarından emin olabilirsiniz.

Peki, aslında gerçekten öyle mi? Dönüşüm optimizasyonu aslında nedir?

Neden olmasın? SEO uzmanları da dönüşümü hedeflemiyor mu?” diyebilirsiniz, “Sonuç olarak ikisi de optimizasyon değil mi?”. Eğer bu şekilde düşünüyorsanız hatalısınız çünkü SEO, tümüyle ilgili arama motorlarının sonuçları gösterirken kullandığı algoritmik kriterlere dayanan bir disiplinken; dönüşüm optimizasyonu (CRO), dönüşüm akışınızı içerik, arayüz, kullanılabilirlik gibi farklı açılardan değerlendirebilmeyi gerektirir. Yani, iyi bir dönüşüm optimizasyonu çalışması için kantitatif verilerle yetinemezsiniz; mutlaka kullanıcı davranışlarına dair ipuçları verecek kalitatif veriler toplamanız gerekir. Zira ne olduğunu bilmek yetmez, neden olduğunu çözmek gerekir.

İki disiplin arasındaki en temel fark da işte tam burada su yüzüne çıkar: Dönüşüm optimizasyonu, web sitenizi bir-iki yazılım için değil; binlerce, hatta milyonlarca farklı insan için daha ilgi çekici hale getirmek için yapılan ölçüm ve uygulamalar bütünüdür. Dolayısıyla, SEO konusundaki yetkinliğin CRO alanında sağlayacağı fayda sınırlıdır.

Analog dünyadan bir örnek vermek gerekirse; dükkanınıza daha fazla müşteri getirmek için bir görsel tasarımcıyla çalışarak promosyon materyallerinizi ve tabelanızı daha çekici hale getirebilirsiniz, ancak içerideki alışveriş deneyimini iyileştirmek için, konusunda uzman bir iç mimara; belki bir de personel koçuna ihtiyacınız olacaktır. Bu noktada yanlış anlaşılmaya mahal vermemek amacıyla, SEO ve dönüşüm optimizasyonu alanlarında eş zamanlı olarak yürütülecek çalışmaların pozitif bir sinerji etkisi ile birbirini besleyeceğinin de altını çizmek isterim.

Aklınıza gelen bir fikri, günümüzde sayıları iyice artmış olan A/B testi araçları ile herhangi bir programlama becerisi gerekmeksizin ve oluşacak riski minimize edecek şekilde, web siteniz ya da dijital uygulamanızda test etme imkanına sahipsiniz. Dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, hangi değişikliği hangi sebep veya hipoteze dayandırarak uyguladığınızı ve aldığınız sonuçları anlaşılır şekilde belgelemek. Bu şekilde, rakiplerinizin ürünlerinden alacağınız “ilham”la, hatta deneme/yanılma yöntemiyle bile, şans eseri olarak dijital ürününüzün performansını artırma ihtimaliniz var. 

İyi bir araştırma yapmadan bulduğunuz bir dönüşüm optimizasyon uzman ya da ajansı, bu ihtimali sizin yerinize değerlendirmekten ileri gitmeyebilir. Yöntem ve sürece dair herhangi bir detay vermeksizin, adeta bir illüzyonist edasıyla butonlarınızın renklerini değiştirip, sizin de kolaylıkla planlayıp uygulayabileceğiniz şekilde, dönüşüm oranınızı bir miktar iyileştirmeleri de mümkün. Fakat, tedarik zincirinizi derin bir analiz süreci olmadan, forklift’lerinizi sarı yerine yeşile boyayarak iyileştirmeyi hayal etmeyeceğiniz gibi; dijital ürününüzün de arayüz ve kullanıcı deneyimi alanlarında uzman bir ekip tarafından analiz edilmeden, optimizasyon eforunun hangi alanlarda maksimum verim sağlayacağı tespit edilmeden, optimal performansına ulaşabileceğini düşünmemenizi öneririm. Dijital ürünlerin tasarımsal kararları, fiziksel ürünlerde olduğu gibi, kullanım alışkanlıklarından türetilen ve kullanıcılardan toplanan verilerle oluşturulan iç görüler ışığında alınmalıdır. Özellikle Türkiye gibi aklın kısıtlı, fikrin bol olduğu bir pazarda; uygulanan metodolojiye dair bilgi ve geçmiş işlere dair somut rakamlar yerine, şapkadan çıkan tavşan ve güvercinleri gösterenlere lütfen kanmayın. Dönüşüm oranınızın düşük olması, teknik ya da tasarım kaynaklı bir kullanıcı deneyimi (UX) problemidir. Eğer bir çözüm ortağıyla çalışacaksanız, UX alanında yetkin olduğundan mutlaka emin olun.

Bilimsel metodolojiye dayandırılmadan uygulanan deney ve testlerin ardından elinizde sadece -iyi ya da kötü- sonuçlar kalır. Doğru yürütülen bir dönüşüm optimizasyonu çalışmasının sonucunda ise, gelecekte alacağınız tasarımsal ve hatta organizasyonel kararlara ışık tutacak değerli verilere sahip olursunuz.

Peki sizce veriler mi, yoksa sonuçlar mı? Hangisi daha değerli? Yorumlarınızla katkıda bulunun.

 

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

KEŞFETMEYE DEVAM ET
Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine… markalarin-tuketici-ile-iliski-kurma-yontemleri

Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine…

Gizle
SENİN İÇİN ÖNERİYORUZ
Herkes “Tipografi Prototipi” oluşturabilir

Herkes “Tipografi Prototipi” oluşturabilir

Gizle