Hayalet deneyimler

Hayalet deneyimler

Teknoloji alanındaki gelişmeler, önceden “lüks” kabul ettiğimiz şeyleri bizler için birer ihtiyaca dönüştürdükçe, yaşamsal deneyimimizi yeni ürün ve servislerden oluşan görünmez bir küreyle çevreliyor; bu yeni “ihtiyaçlarımızı” karşılamak için attığımız her adımda, kendimiz ve ihtiyaçlarımızın arasına ördüğümüz bu katmanı güçlendiriyoruz. Önceleri “olsa iyi olur” düşüncesiyle değerlendirdiğimiz bu katman, artık bizler için inorganik birer uzuv niteliği taşıyor ve varlığımızın temel bileşenlerinden biri.

Peki, bir ürün ya da servis tasarlarken kullanıcımızı salt fayda ile en hızlı şekilde nasıl buluşturabiliriz? Başka bir deyişle, kullanıcılarımızın yolundan nasıl çekileceğiz?

Kullanıcılar olarak, bu yeni uzuvlarımızı daha iyi, daha kolay, daha hızlı ya da daha verimli bir yaşam için bir yatırım olarak görüyoruz. Finansal parametreler bir yana, en büyük yatırımı, hayatımızın bu yeni bileşenleriyle iletişime geçmek için zaman sarf ederek yapıyoruz. Bunun için ortak bir motivasyonumuz var: Bu, uzun vadede hayatımızı daha iyi bir hayata, bizi ise daha verimli birer insana dönüştürecek.

Fakat, bir problem var. Hangi ürünü ya da servisi seçeceğiz? Karar verme sürecimiz, hepimizin dile getirdiği fiyat-performans dengesi kadar, öğrenme süresi, kullanılabilirlik, özellik seti ve fayda vaadi gibi parametreleri içeren, gizliden gizliye yürüttüğümüz bir değerlendirme sürecini de kapsıyor.

Ekranlar, başka ekranlar ve daha başka ekranlar

Kabul edelim, yaşamsal deneyimimizin büyük bir bölümünü farklı amaçlara yönelik, farklı özellikler sunan birçok ekran ele geçirmiş durumda. Ekranların “akıllanmaya” başladığı sürecin çok eski olduğunu söylemek mümkün değil. Internet bağlantılı ilk televizyonların 2000’li yılların başında, ilk iPhone’un ise sadece 9 sene önce ortaya çıktığını da hatırlamalıyız. Bu, önceleri “birilerinin bize içerik sunduğu” pasif ekran kavramının, kullanıcıların etkileşimi sayesinde “talebe dayalı” içerik sunan aktif ekranlara dönüşümünün, ortalama yaşam süresinin 8’de 1’i kadar bir süre içerisinde gerçekleştiğini gösteriyor.

Özetleyecek olursak; ekranlar bize yeni faydalar sunsa da, biz ekranlardan maksimum faydayı sağlayacak kadar hızlı dönüşemiyoruz. Bir kısmımız belki, ama hepimiz değil.

Öyleyse ne yapmalıyız?

Kullanıcılara, günlük hayatlarında içinde bulundukları sıradan deneyimler kadar doğal ve “Ben senin için daha önce karşılaşmadığın yeni ve farklı bir deneyimim” demeyen deneyimler tasarlamak oldukça zor. Fakat hepimiz biliyoruz ki, bir deneyimin “tasarlanmış” olduğu gerçeği kullanıcılarımız için değil, sadece biz kullanıcı deneyimi profesyonelleri için önem taşıyor.

Bunu sağlamak için yapmamız gereken ise, kullanıcılarımıza sunduğumuz bilgi ve etkileşimleri öne çıkarmak ile gizlemek arasında rasyonel bir denge yakalamak. Kullanıcı deneyimi tasarımı sürecinin her aşamasında şu soruyu akılda bulundurmakta fayda var:

Kullanıcının, dilediği faydaya ulaşmak için mümkün olan en az eforu sarf etmesini nasıl sağlayabiliriz?

İyi biliyoruz ki biz kullanıcılar, memnun olduğumuz özelliklerin farkına bile varmazken, memnun olmadığımız, bizi rahatsız eden unsurlara dikkat ederiz. Örneğin, bir toplantı sırasında klima doğru sıcaklıkta çalışıyorsa kimse toplantıyı bölüp klima ile ilgilenmez. Sadece üşüyorsak ya da toplantı alanı bizim için fazla sıcaksa müdahale etme ihtiyacı duyar ve klimanın ayarını değiştiririz.

Mükemmel tasarım asla fark edilmez

Tasarımı mükemmelleştirmenin yolu ise kullanıcıları tanımaktan geçiyor. Kullanıcı testleri, birebir görüşmeler, saha araştırmaları ve daha onlarca metod. Hepsi, kullanıcıların nasıl düşündüğünü, nasıl davrandığını ve sonunda nasıl hissettiğini öğrenmek için. Tasarımımıza uyguladığımız irili ufaklı değişikliklerin tek amacı var: her seferinde kullanıcıları hüsrana uğratan bileşenleri ortadan kaldırmak.

Ancak bu sayede bir “hayalet deneyim” elde edebiliriz.


Adobe Creative Cloud aboneliklerinde öğrencilere ve öğretmenlere özel %60 indirim fırsatlarını kaçırmayın.

Bu makale, 18 Nisan tarihinde UXPA Turkey Blog‘da yayınlanmıştır.

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine… markalarin-tuketici-ile-iliski-kurma-yontemleri

Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine…

Gizle
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Hikayenizi renklerle anlatın

Hikayenizi renklerle anlatın

Gizle