Onboarding: Kulllanıcılarınızı Ağırlama Sanatı

Onboarding: Kulllanıcılarınızı Ağırlama Sanatı

“Hele kullanıcıyı bir kaydedelim, gerisi kolay” ile vira bismillah diyen sevgili girişimciler, e-ticaret sistemleri servis/ürün yöneticileri, web analiz uzmanları… Kullanıcı Kazanım Metrik Tekerlemeleri’nden dilediğinizi seçin; click through rates, cost per click, cost per lead, conversion rate ya da cost per acquisition. Dönüşüm optimizasyonu sohbetleri içerisinde, “Call to action butonuna bir alternatif tasarlayıp A/B testine sokalım. Belki goal funnel’a bir +%0,01 fayda sağlarız.” tartışmalarının dibini görün. Gerçekten, bu konudaki motivasyonunuza kesinlikle dağıtmayın. Ancak solukladığınız bir ara, tüm bunların yanında “çok önemli bir başka kullanıcı deneyimini” haddinden fazla göz ardı ettiğinizi aklınızdan çıkarmayın: Onboarding!

O kullanıcıyı bir şekilde* kaydettiniz diyelim; peki ya sonrası?

Aslında her şey, işte o şekille başlıyor. İş hedefleriniz, kayıt esnasında, kullanıcıdan “Ne koparabilirsem kardır” mantığı gütmeyi gerektiyorsa, bir soluklanın ve düşünün. Hatta kendinizi kullanıcınızın yerine koyun ve kendinize sorun; “Ürünü deneyimleyebilmek adına tüm bu bilgilere daha bu aşamada gerçekten vermem gerekiyor mu?”. Deneyimin başlangıcı önündeki her engel, eğer ki iş hedefleriniz için “hayati” öneme sahip değilse, sonradan da alınabilir. Öyle değil mi?

Evinize gelen misafire, tüm odaları tek tek gösterir misiniz?

Sizce neden otel web sitelerinde veya emlak satışı yapan şirketlerin tanıtım web sitelerinde o interaktif mekan fotoğrafları uygulamaları yer alıyor? Neden öncül “deneyim”in mühendisliğine gösterilen özen her gün biraz daha artıyor? Neden “gerçek deneyim”in başlaması için öne sürülen nedenlerde ciddi farklılaşma çabaları ortaya dökülüyor? Sebebi basit: artık kullanıcı bunu istiyor.

Peki kayıt aşamasının hemen ardından, tüm cephaneyi kullanıcının üzerine boşaltmak olarak tanımlayabileceğimiz “tüm özellikleri tanıtma motivasyonu”, size ya da kullanıcınıza bir faydası olacak mı? “Hani Google yeni ürünlerinde çok güzel tooltip’ler kullanıyor ya biz de onlardan kullansak?” sorusunu “Gözden asla kaçırılmaması gereken ana değer önermemizi en minimal detayda nasıl hikayeleştirebiliriz?” ile yer değiştirsek, fena olmaz mı?

Sonuçta kar amacı güden bir işletmeyiz. Onboarding satışa katkı sağlamalı.

“Kesinlikle haklısınız.” demeyi çok isterdim ancak değilsiniz. Onboarding, satış öncesi yıkama yağlama servisi değildir. Onboarding, sadece kullanıcıya odaklanmış bir karşılama kurgusudur. Parlak interaksiyon fikirlerinden, esprili karşılama mesajlarından ya da gamification destekli çok adımlı form doldurma cingözlüklerinden çok daha fazlasıdır. Kullanıcıyı en az seviyede duraksatıp, bir an önce ürününüzle etkileşime geçireceğiniz, kullanıcının ilk etkileşim sonrasındaki “keşiflerinden” sizi nasıl haberdar edebileceğini öğreteceğiniz, kısaca “sohbeti” başlatacağınız tehlikeli virajdır. Çok hızlı girerseniz… (Gerisini tamamlayabileceğinize eminim.)

Onboarding ürün arayüzünde tamamlanmak zorunda değildir

Geçtiğimiz aylar yine SHERPA Blog’da yer verdiğimiz Drip Marketing, işte tam da bu noktada hayat kurtarıcı rolüyle karşımıza çıkıyor. Diyelim ki kullanıcınızı “sizin hayal ettiğinizden de öte”, kullanıcınız ise “Yani güzel bir ürün ama işte…” seviyesinde bir onboarding deneyiminden geçirdiniz. Peki acaba kullanıcınıza, onboarding esnasında ve sonrasındaki deneyimi esnasında;

  • sizi rakiplerinizden ayrıştıran, onun da her yerde “arayıp da bulamadığı” o özelliği fark ettirebildiniz mi?
  • ürününüzü kendisine uygun bulmasa da “Bu ürün bana uymaz ama aslında tam da Mehmet’in geçenlerde dile getirdiği özellikleri barındırıyor.” iç sesini yükseltebildiniz mi?
  • “3 aylık ücretsiz deneme sürüşünüzü” karar anında sahneye çıkartabildiniz mi?

Diyelim ki bu sorulardan üçte sıfır çektik. Soğuk suyu içip, “Neyse artık bir sonrakine mi?” diyeceğiz. Hayır. Kullanıcının e-postası elimizde yok mu? Var. Neden yeterli zaman geçtikten sonra, onboarding kullanıcı deneyimi esnasında topladığınız davranışsal verilere göre geçerli olacak adımı otomasyona bağladığınız kişiselleştirilmiş bir e-posta mesajı ile atmıyorsunuz? Ve hatta bu attığınız mesaja verilen veya verilmeyen tepkileri koşullu bir senaryo ile bir sonraki gönderiminiz için çıkış noktası almıyorsunuz? “Seni tekrar aramızda göremedik ve gerçekten üzüldük.” ile başlayan bir mesajın sunacağı öneriyi, olumlu karşılama fırsatını neden değerlendirmiyorsunuz?

İnanın, onboarding öyle güzel ve derin bir konu ki beni bıraksanız, saatlerce yazabilirim. Lakin aşağıda bağlantısını paylaşacağım, örnekli anlatımdaki hikayeleştirme, “Onboarding’in onboarding’i” için biçilmiş kaftan olduğundan sizleri ondan daha uzun süre ayrı bırakmak istemiyorum.

Adobe Creative Cloud aboneliklerinde öğrencilere ve öğretmenlere özel %60 indirim fırsatlarını kaçırmayın.

Asana iOS uygulaması, Basecamp, BufferApp, Foursquare, Gmail, Instagram, Pinterest, Slack ve daha nice SaaS ürünün onboarding’lerinde neler olup bitiyor, göz atmak istemez misiniz? O zaman buradan buyrun.

yb_imza_temo

 

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine… markalarin-tuketici-ile-iliski-kurma-yontemleri

Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine…

Gizle
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Yazılım geliştiricilerin tasarım tercihlerini şekillendiren faktörler

Yazılım geliştiricilerin tasarım tercihlerini şekillendiren faktörler

Gizle