Dijital Topuklar: “Cinsiyet eşitliği için zihniyet değişimi şart”

Dijital Topuklar: “Cinsiyet eşitliği için zihniyet değişimi şart”

SHERPA Blog yeni içerik serisi “Dijital Dünyanın Kadınları” ilk röportajı ile karşınızda. Teknoloji ve tasarım alanında üreten ve çalışan Türkiyeli kadınlara odaklanacağımız bu yeni seride, okurlarımızı bilişim sektöründeki toplumsal cinsiyet normları hakkında bilgilendirmeyi, konuklarımızla birlikte fikir üretmeyi, kişisel tecrübeler üzerinden çözüm önerileri geliştirmeyi ve en nihayetinde de bir farkındalık yaratarak daha kapsayıcı bir zihniyeti tasarlamayı amaçlıyoruz.

İlk konuklarımız Dijital Topuklar Platformu‘nun kurucuları Perihan Gürer ve Elif Doğan. Kendileriyle kariyer yolculukları boyunca yaşadıkları tecrübeleri, Dijital Topuklar’ın geçmişi ve geleceği, teknolojiyle olan kişisel ilişkileri ve Türkiye’deki cinsiyet eşitliği algısı üzerine konuştuk.

İyi okumalar!

Bize biraz kendinizden ve şu an çalıştığınız işten ya da projeden bahsedebilir misiniz?

Elif Doğan: İşletme okumuş, işletme yüksek lisansı yapmış, işletme doktorasının kapısından döndüğünde işletme okumuş olmayı zaten sevmediğini fark etmiş bir eğitim sistemi mağduruyum. Yaptığım işin hep bir sosyal faydası olmasını istedim, sivil toplum kuruluşlarında çalıştım. Çocuğum olduktan sonra bir süre ona bakmak istediğimden profesyonel hayata ara verdiğimde blog yazmaya başladım. Ondan beridir de yazıyorum. Kasım 2016’dan bu yana da Peri’yle her sene 1 Kasım’da Türkiye’nin ilk dijital kadın zirvesi Dijital Topuklar’ı gerçekleştiriyoruz. Şimdi de dijital içerik platformu Dijital Topuklar Platformu için birlikte çalışıyoruz.

Perihan Gürer: Tekstil mühendisliği eğitimi sonrası işletme yüksek lisansı yapıp, tekstilde çalışırken kurumsal hayatın istediğim hayat olmadığına karar verip bilinçsizce ve bodoslama girişimciliğe başladım. Arka arkaya bir kaç başarısız girişimden sonra, önce Uykusuz Anneler Kulübü’nü ve ardından Elif ile birlikte Dijital Topuklar’ı hayata geçirdim. Geldiğim noktada “iyi ki” dediğim yerdeyim.

Sabah uyandığınızda ilk yaptığınız / sizi hayata karşı motive eden şey ne oluyor?

E.D.: İlk yaptığım şeyle beni motive eden şeyler aynı değil. Siz şimdi belki “sosyal medyaya bakmak” diyeceğimi düşünüyorsunuzdur ama genelde ilk olarak sırt ağrımı düzeltmekle uğraşıyorum. Beni motive eden şey ise günışığını görmek.

P.G.: İlk yaptığım şey kızlarıma günaydın demek, beni motive eden şey ise o gün yapacağım işler. Biz ekip olarak her ne kadar dijital dünya ile fazlasıyla haşır neşir olsak da doğaya, aileye ve insanlara dokunan şeylerle günümüzü doldurmaya çalışıyoruz.

Çocukluğunuzda da teknolojiyle ilgili miydiniz? Aileleriniz bu duruma nasıl bakıyordu?

E.D.: Çocukluğumda teknolojiyle ilgim Commodore 64 ve Gameboy’dan ibaretti. Ailem de ortalama her aile gibi, bilgisayar başında fazla zaman geçirmememi söylerdi. Şimdi de öyle, kendimi anlatmak için kullandığım teknoloji hariç hayatımı ele geçirmesine izin vermemeye uğraşıyorum. Ben teknoloji yoluyla çevremdekiler Elif’i, Elif’in fikirlerini ve yaşadıklarını anlatıyorum.

P.G.: Hiç ilgili değildim, hala da değilim. Teknoloji ile aram yok ama tabii ki dijitalle var 🙂 Adı üzerinde Dijital Topuklar Platformu bizim bebeğimiz. Orada en doğru içeriği, en doğru şekilde okurlarımıza ulaştırıyoruz. Aslında dijital bizim kullandığımız bir araç.

İlk bilgisayarınızı ne zaman almıştınız? Ders için miydi, eğlence için mi?

E.D.: Kendime ait bilgisayarım, evlenip kendi evime çıktığımda oldu. Hem ders çalışmak (o sırada yüksek lisans yapıyordum), hem de ailemle iletişimde olmak içindi (yurtdışındaydım). Anlayacağınız yine hayatın gereklilikleri kadar kullanıyordum.

P.G.: Bu soruyla birlikte yaşımın ne kadar büyük olduğunu anladım, zira benim üniversite zamanımda herkesin evinde bilgisayarı yoktu, olmasa da olurdu. Benim de kendime ait bilgisayarım evlenip kendi evime çıktığımda oldu.

Teknoloji, iş dışındaki hayatınızda nasıl bir yer kaplıyor?

E.D.: İşim için o kadar fazla ekrana bakıyorum ki, daha fazlasına pek yerim kalmıyor. Film bile seyredemez oldum ekrana bakmamak için… Düşünsenize; sokakta, parkta ya da evde çevrenizdeki herkesin elinde bir ekran var. Bazen yolda yürürken çevremizdeki güzellikleri görmek yerine sadece o ekrana bakıyoruz. O yüzden çevremdeki güzelliği önce kendi gözlerimle sindirmeyi kendime hatırlatıyorum. Sonrasında “bunu herkes görmeli” diyerek içimden bir paylaşma isteği coşuyorsa sosyal medyadan paylaşıyorum.

P.G.: İş dışında hiç teknolojik cihaz kullanan biri değilim ama teknolojiyi kullanarak sosyal medya hesaplarımdan beni takip eden kişilerle iletişime geçmeyi seviyorum. Profesyonel olarak yöneldiğim konu olan annelik haricinde; hayattan, güzellikten, toplumsal fayda sağlayan konulardan konuşmak iyi geliyor. Ancak tabii yine işin getirisi olarak teknolojiden faydalanmamız gerekiyor.

Kariyerinizi seçerken nasıl bir yol izlediniz? Öncelikleriniz, amaçlarınız neydi?

E.D.: Dediğim gibi, eğitim sisteminin mağdurlarından sadece biriyim ben de… Ailemin yönlendirmesiyle, rahatlıkla iş bulabileceğim bir alan olduğu iddiasıyla işletmeyi tercih ettim. Amacım kolay iş bulabileceğim bir alanda okumaktı sadece… Oysa gönlümden öğretmenlik geçiyordu. Sonrası ilk soruda da değindiğim gibi beni buralara getirdi.

P.G.: Şu andaki kariyerimi ben seçmedim zira ben üniversitede okurken ne dijital vardı ne de sosyal medya… Üniversite seçimim çok şuursuzca, kuzenimin okuduğu bölümün iyi bir bölüm olduğunu sanarak yaptığım bir seçimdi. Sonrasında ne mutlu bana ki sevdiğim bir alana yönümü çevirebildim. Dijitalin son yıllardaki gelişmelerini bizzat yaşamak hatta yön veren biri haline gelmek tatmin edici.

Okuduğunuz bölüm ile yaptığınız iş aynı mı? Değilse işinizi nerede/nasıl öğrendiniz? Aldığınız eğitimin, yaptığınız işe bir katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

E.D.: Hayır, tabii ki değil. İşimi tamamen el yordamıyla öğrendim; yarattım demek daha doğru belki de… Yaptığım işin yani dijital mecralarla ilgili içerik ve proje geliştirmenin, etki lideri olmanın henüz bir okulu yok. Hayata dair düşünmeyi öğrenmek ve sorgulamak noktasında eğitimin rolü büyük ama bu işe başladığım dönemde Türkiye’de henüz örnek gösterilebilecek çok fazla kimse yokken yola çıktım. İlk başlarda kendimi sadece “blog yazarı” olarak tanımlarken (hala da çok severek yazıyorum) bugün geldiğim noktada dijital içerik üreten, yol gösteren bir platformun kurucularından biri oldum.

P.G.: İşimi ben de kendim yarattım diyebilirim. Daha önce olmayan bir sektörün kurucu oyuncularındanız. Her sene yüzlerce kadını bir araya getirip dijital dünyada kadına daha fazla nasıl yer açabiliriz, etik ve doğru kullanım için neler yapabiliriz üzerine konuşuyoruz. Mutlaka ki daha önceki eğitim ve birikimlerin şu anki işime katkısı var ama bir meslek eğitimi almadığım için doğrudan değil dolaylı katkılar bunlar.

5 sene sonra Dijital Topuklar olarak nerede olmayı hedefliyorsunuz?

P.G.: Dijital medya alanında bir referans noktası ve başarı hikayesi olan bir platform olmasını hedefliyoruz.

Bilişim sektörünün erkek egemen bir alan olduğu fikrine katılıyor musunuz?

E.D.: Evet, hali hazırda erkeklerin ağırlıkta olduğu, hiç de öyle olmaması gereken bir alan haline geldi bilişim sektörü. Biz buzdağının o görünmeyen kısmını görünür hale getirmeye çalışıyoruz. Kadının dijitaldeki varlığı göz ardı edilmemeli. Etki lideri kadınların sayısı son dönemlerde gittikçe de artıyor…

P.G.: Evet, ben de Elif’in dediklerine katılıyorum.

Sırf kadın olduğunuz için yapamayacağınız varsayılan bir işle/görevle karşılaştınız mı?

E.D.: Kendi alanımda hayır; ancak kadın olduğum için daha iyi yapacağımın düşünüldüğü alanlara yönlendirildiğim oldu. Kadın ne olmak isterse onu olur. Biz de Dijital Topuklar Platformu’yla bu vizyon çerçevesinde dijitalde bir şeyler yapmak isteyen kadınlara ulaşıyoruz. Kendi hedeflerine ulaşmış kadınların hikâyelerini de paylaşarak başkalarına ilham vermeye çalışıyoruz.

P.G.: Mühendislik okurken karşılaştım. Onun dışında hayatın çeşitli alanlarında da böyle bir önyargı ile yaşamaya alıştım ama tabii ki alışmak bu konuya dikkat çekmemize engel değil.

Sizce Türkiye’de bilişim sektöründe toplumsal cinsiyet eşitliği var mı?

E.D.: Soruya soruyla karşılık vermiş olacağım ama Türkiye’de herhangi bir sektörde cinsiyet eşitliği var mı?

P.G.: Yok ne yazık ki… İşin temeline bakmak gerekiyor. Elif’in de dediği gibi toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine çok fazla konuşulsa da oluşturulabilmiş bir zemin değil. Eşitlik sadece kadınlar arasında konuşuluyor ancak bu konu erkekler tarafından verilmesi gereken bir lütuf olarak gözüküyor, bir insanlık hakkı olarak bakılmıyor.

Sırf kadın olduğunuz için yorumunuzun/fikrinizin dinlenmediğini hissettiğiniz oldu mu?

E.D.: Önemsenmediğini hissettiğim oldu.

P.G.: Evet oldu, özellikle de kurumsal hayat deneyimimde… Bir kurumun içerisindeyken daha çok hissediyorsunuz. Belki de bizi bu noktaya getiren etmenlerden biri de budur.

Mesleğinizle ilgili, ulusal ya da uluslararası ve sadece kadın üyelere açık meslek örgütleri var mı? Herhangi birine üye misiniz? Evetse faydasını görüyor musunuz? Hayırsa neden üye olmayı tercih etmediniz?

E.D.: Hayır, değilim. Sanırım, kadınla ilgili sorunların, sadece kadınlar tarafından çözülebileceğini düşünmediğimden. Sadece kadının veya sadece erkeğin konuşması gereken bir konu değil bu. Ne zaman iki cinsiyetin de problemi haline gelir ve ortak bir noktaya varılır, o zaman çözüme ulaşılabilir.

P.G.: Öyle bir örgüt yok ama kadının yerini toplumda kuvvetlendiren işler yapan birçok platform var, biz de destek oluyor ve hatta Dijital Topuklar’da bu konulara yer veriyoruz. Örneğin biz de toplumsal cinsiyet eşitliği ya da feminizm gibi konuları sadece kadınlardan değil erkeklerden de görüşler alarak oluşturuyoruz.

Bilişim alanında kariyer hedefleyen genç kadınlara ne önerirsiniz?

E.D.: Yapamayacakları hiçbir şey olmadığını bilerek başlasınlar ve ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Sevdikleri şeyi keşfettikten sonra gerisi gelecektir.

P.G.: Bence bizden sonraki nesiller bizden çok daha cesur ve gözü kara! Onlara “Yürüyün, artık yol sizin!” diyorum.

Bilişim sektörünün kadınlara yönelik daha kapsayıcı olması için neler yapılması gerekiyor sizce?

E.D.: Bir zihniyet değişimi yaşanması gerek, her sektörde olduğu gibi… Daha çok kadını görmemiz, hikâyelerini dinlememiz gerek. Birbirimizi dinleyelim, eleştirmekten ve eleştiri almaktan çekinmeyelim. Bir hata görüyorsak da söyleyelim, herkes duysun…

P.G.: Hem erkeklerin hem de kadınların değişime samimiyetle açık olması gerek.

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Çağlar Karataş ile Lehman Brothers’dan BIC Angels’a bir kariyer yolculuğu GastroClub founder Çağlar Karataş

Çağlar Karataş ile Lehman Brothers’dan BIC Angels’a bir kariyer yolculuğu

Gizle