E-Bülten listemize abone olun.

ABONE OL
UX ve Growth Hacking – Bir Aşk Hikayesi

UX ve Growth Hacking – Bir Aşk Hikayesi

Nasıl deneyim olmadan “kullanıcı”nın bir anlamı olmuyorsa, kullanıcı olmadan da “büyüme”den veya onu “sürdürülebilir kılma çabası”ndan bahsetmenin anlamı olmuyor. Gelin, hem sürekli birbirleriyle kavga eden hem de birbirlerinden asla ayrılamayacak bu ikilinin ilişkilerine hızlıca bir göz atalım.

Ne zaman bana “Neden bu işi, bu kadar büyük bir tutkuyla yapıyorsun?” diye sorsalar, “Hızlı üretebiliyor, sunabiliyor, sonuç alabiliyor ve değiştirebiliyorum.” diyorum. Fark ettiyseniz, normalde başka bir meslekte de yapabileceğim birçok eylemi “hızlı yapabilmek”, aslında beni cezbeden. Hızlıca üretebilmek, sonucu deneyimleyebilmek ve sonrasında da hedeflediğimi başarıp başaramadığımı gözlemleyebilmek, benim ana motivasyonum. Şimdi tam da bu noktadan, geriye doğru sarmaya başlıyor ve sizlere bu ikilinin

SHERPA Blog her hafta e-postanızda. Ücretsiz abone olmak için tıklayın.

hikayesini, kendi motivasyonumla nasıl bağladığımı madde madde açıklamak istiyorum. Toplam 10 maddede tümevaracağım ve bunu yaparken sizi bunaltmayacağım merak etmeyin.

  1. Sürdürülebilir büyümeyi (yani bizim dünyamızdaki Growth Engine’i kurup, sağlıklı bir şekilde çalıştırabilme gerçekliğini) öncelikle, bir kez de olsa, büyümeyi başarabildiğimiz zaman mümkün kılabiliriz, öyle değil mi?
  2. Büyümek için de önce küçük olmak lazım öyle değil mi? (Küçük ile büyük arasındaki farkları bize objektif olarak ölçümlenebilir parametreler vermez de ne verir, siz söyleyin…)
  3. Küçükken büyüyebildiğimizi gözlemleyebilmek için, bu iki evre arasındaki farkları birisinin/bir şeyin bize belgelendirmesi gerekiyor öyle değil mi? (Burada da ölçümlenebilir büyümeye selam çaktım.)
  4. Farkların ne olduğu kadar, nasıl oluştuğu da önemliyse, bu durumda o farkları yaratanların da kim oldukları önemli, öyle değil mi? (Hah, şimdi kullanıcıyı da bulduk.)
  5. Madem kullanıcı bizim için önemli, biz de onu yakından tanımalıyız. Zira bu kullanıcı denen canlı, öyle “duran adam” gibi eylemsizce bekleyen bir profil değil. Bizim ürünümüzle / servisimizle mutlaka bir etkileşime giriyor ve o etkileşim de bir deneyime dönüşüyor olmalı. Ortaya çıkan deneyim de onun ağzında bir tortu bırakıyor olmalı, öyle değil mi?
  6. Bu tortuyu olabildiğince “tekrar deneyimlenilesi” kılmalıyız ki  kullanıcı daha fazla etkileşim kursun, biz de daha fazla büyüme fırsatı yakalayalım ve sürdürülebilirliğin önündeki engelleri daha rahat tespit edebilelim, öyle değil mi? (Cümlenin başında activation ve retention’a da göz kırptım.)
  7. O güzel tortu, sırf daha fazla etkileşim için hazırlandığından, bazen haddinden fazla tatlı oluyor ve bazı kullanıcıları susuzluğa mahkum ediyor; bazen de çok acı oluyor, öyle değil mi? (Sırf dönüşümü artırmak için devreye soktuğumuz o Las Vegas stayla banner’lı ana sayfalardan ya da ancak orangutan parmağıyla doldurulabilecek boyuttaki call to action butonlarından bahsediyorum.)
  8. O susuz kalan kullanıcı bizden su isterken kullandığı iletişim kanallarından aldığımız geri bildirimlerle çoğu zaman şok geçiriyor ve hemen bir toparlama operasyonuna kalkışıyoruz, öyle değil mi? (Geri bildirimler olmasa biz ne yapardık?)
  9. Kendimize “Acaba ne yaparsam gönlünü alırım?” diye soruyor ve çeşitli fikirler geliştiriyor, maliyet – fayda oranı en yüksek olana kanalize oluyoruz, öyle değil mi? (Hipotez yaratımı, kulakların çınlasın.)
  10. Bazen yarım elmayla olmasa da öyle ya da böyle, o kekremsi tadı ortadan kaldırana kadar durmuyoruz, öyle değil mi?
Girişimciler Ciz.io kanvasları ile fikirlerini kolayca anlaşılır iş fikirlerine dönüştürüyor ve başkalarıyla paylaşıyor. Ücretsiz kayıt olmak için tıklayın.

Bilmem anlatabildim mi?

Yakup Bayrak

Founder

‘77 İstanbul doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi mezunu. Mayıs 2013'ten bu yana SHERPA’nın başında.

0