Mehmet Çınar

Mehmet Çınar

UX Designer @Sherpa

Mehmet Çınar | Yazar Biyografisi
Gaziantep’in sıcaklık rekoru kırdığı 1982 Ağustos’unda doğdu ve soluğu anında İzmir’de aldı. Çocukluk anıları İzmir'in is kokan, sarı-siyah bir zaman diliminde geçti. Kendini bildi bileli büyümek için acelesi olmayan biriydi, mahalle kültürünün kıymetini de burada öğrendi. 90'lar Türkiye’sinde geri kalan her şey gibi karışıklık ve belirsizlik ikliminde zayıf ama kesinlikle güçsüz denemeyecek bir kişiliği büyüttü. Bit pazarlarından terkedilmiş anılar satın alınan, defter-kitapların ortak kullanıldığı, “şey”lerin fiyatına değil, "değerine" bakılan zamanlardı…

Çocukluğunu 80'lerde yapan her devredaşı gibi, hayatta neler yapabileceğini, yapmaması gereken şeyleri deneyimleyerek öğrendi. Fotoğrafçılık, edebiyat gibi sanat alanlarına yöneldi, bu ilgisini İzmir ile harmanladı ve bir süre hem okuyup hem de ürün fotoğrafçılığı yaptı. Doğu-batı sentezi bir ülkenin ortalamanın üzerinde her bireyi gibi bu zıtlıklardan beslenmeyi bildi: Bir yandan Dieter Rams üstadın tasarım üzerinden dünyaya bakışı ve öncü-akım başlatıcılığından çok etkilenirken, diğer yandan Orhan Gencebay, Ahmet Kaya ve Cem Karaca’nın sanatından etkilendi.

Tasarımcılığa bakış açısını Miyazaki’nin şu öğretisi ile besler; “Bunu unutma Japon çocuk; uçaklar savaşmak için bir araç değildir. Para kazanmak için hiç değildir. Uçaklar güzel bir rüyanın gerçekleşmesidir.”

15 yıldır içinde bulunduğu tasarım dünyasında bir an bile unutmadığı şey, Konfüçyus'ün “Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.” sözüdür. Hem kişisel, hem de profesyonel hayatında üretmeye olan ilgisi, yeniliklere olan iştahı ve başarılı olarak nitelediği işleri sayesinde yolu SHERPA ile kesişir. İnsanın bu dünyadaki tek görevinin "ekmek parası" olmadığını, dolayısıyla işini "severek" ve "tutkuyla" yapmanın önemini uzun zaman önce kavrar. Bu konudaki duruşu, eğer bir gün uyanır ve 15 yıldır severek ve tutkuyla sürdürdüğü işine dair bir isteği, motivasyonu kalmadığına inanırsa, Pasifik'te bir yerde tekne cilalama işine girecek kadar da nettir.

Ne zaman vakit bulsa şiir okur. Düzeltiyorum: eline geçen tüm şiir kitaplarını okur. Asi bir ruhu, gerçek anlamda muhalif bir tavrı, sisteme, düzene, genel kabullere, sorgulanamayana, örfe-adete karşı net bir duruşu oldu hep... Hayat dersleri için hikayelere bakar; Shawshank Redemption'dan hayal kurmayı, The Pursuit of Happyness'dan ayakta kalmayı, Spirited Away'den kabullenmeyi, Pulp Fiction'dan sorun çıkaran zenci olmayı öğrenir. Bir de tabii, Vanilla Sky... Hayat yolculuğunu, Tom Cruise’un gün batımına doğru koştuğu sahneye benzetir.