E-Bülten listemize abone olun.

ABONE OL
“Design fiction” nedir?

“Design fiction” nedir?

“Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu icat etmektir.”

                                                                                — Alan Kay

Her şey muhteşem yüzüklerin yapılmasıyla başlamadı; bilimkurgu ve tasarım arasındaki bağ hep vardı ve bunu görmek için elf gözlerine ihtiyacımız yok.

Hugo ödüllü bilimkurgu yazarı Bruce Sterling bu yakın bağın daha iyi tanımlanabilmesi ve bir metodolojiye sahip olması fikriyle yola çıkarak 2005 yılında yayımlanan Shaping Things adlı çalışmasında design fiction kavramını ilk kez ortaya attı. Bugüne değin, başta tasarım araştırmacısı Julian Bleecker olmak üzere, birçok akademisyen ve tasarımcı bu kavramın neyi ifade ettiğini ve neden önemli olduğunu anlatmaya yönelik çalışmalar yapmış olsa da, yıllar sonra yine Sterling —kendi tabiriyle— design fiction için resmi tanımı şöyle yaptı:

“The deliberate use of diegetic prototypes to suspend disbelief about change.”

SHERPA Blog her hafta e-postanızda. Ücretsiz abone olmak için tıklayın.

Anlatısal prototiplerin değişime yönelik şüphenin ertelenmesi için bilinçli olarak kullanımı olarak dilimize aktarabileceğimiz bu tanım, açıklama gerektirebilecek bazı kavramlar içeriyor. Hollywood özelinde bilimkurgu sineması ile gerçek hayattaki bilimsel çalışmaların ilişkisi üzerine araştırmalar yapan David A. Kirby bu tanımdaki diegetic prototype kavramını ortaya atan kişi.

Kirby uzun yıllar süren çalışmalarında filmlerin kurgusal dünyalarının, geliştirilmekte olan veya potansiyel bilimsel ve teknolojik gelişmeler için bir laboratuvar görevi üstlendiğini gözlemledi ve 2011 yılında yayımlanan Lab Coats in Hollywood adlı kitabında, gelecek teknolojilerin sinematik tasvirini bir prototipleme türü olarak ve diegetic prototype adıyla ele aldı. “Anlatı” anlamındaki diegesis kelimesinden yola çıkarak anlatısal prototip olarak tanımlayabileceğimiz bu prototip türü, aslında design fiction çalışmalarının çıktılarını tanımlıyor.

Minority Report filminde gördüğümüz ve gelecek odaklı tasarım çalışmalarında sık sık örnek olarak gösterilen — Kirby’nin de kitabında yer verdiği—  hareket temelli kullanıcı arabirimi bir anlatısal prototip.

Sterling’in tanımına dahil ettiği ve “şüphenin ertelenmesi” olarak çevirebileceğimiz suspension of disbelief kavramı ise, ilk olarak İngiliz şair ve edebiyat eleştirmeni Taylor Coleridge tarafından 1817 yılında ortaya atılmış. Bu kavram aslında tüm kurgu türleri için geçerli ve kurgusal bir eseri izlerken gerçek dünyaya ait bazı olguların göz ardı edilmesiyle birlikte kurgunun olduğu gibi kabul edilmesini anlatıyor.

Bilimkurgu ve design fiction aynı şey değil mi o zaman?

Hem evet hem de hayır. Bu türün öncülerinden Isaac Asimov bilimkurguyu “insanların bilim ve teknolojideki değişimlere verdikleri reaksiyonla ilgilenen bir edebiyat türü” olarak tanımlamış. Design fiction’ın da ilgilendiği şey aslında aynı fakat bunu bir edebiyat ya da sinema türü olarak değil, tasarım türü olarak ele alıyor.

“Design fiction bir kurgu türü değil, bir tasarım türüdür”

— Bruce Sterling

Evet, anahtar kelime bu; design fiction bir tasarım türüdür. Kurgu söz konusu olduğunda tasarım, bilim ve teknoloji hikayeye ve hikayenin anlatımına hizmet eder. Tasarımda ise hikaye, tasarlanan şeyin aktarımı için bir araç rolü üstlenir. Bir tasarım türü olarak obje merkezli yaratım sürecin temel bir parçasıdır. Hikayeler, objelerle temsil edilen teknolojilerin çevresinde oluşur ve bu teknolojiler —mümkün olduğunca gerçekçi ve doğal şekilde— günlük hayatın bir parçası olarak tasvir edilir.

Kapsamı nedir?

Orijinal adı futures cone olan gelecekler konisi, Henchey’nin 1978 yılında oluşturduğu gelecekler taksonomisini temel alan ve 1994 yılında Trevor Hancock ve Clement Bezold tarafından oluşturulmuş bir model. Bu modelde dört adet gelecek sınıfı mevcut; mümkün, akla yatkın, olası ve tercih edilen. Endüstriyel ve konvansiyonel tasarım tercih edileni yakalamaya çalışırken design fiction kapsamı daha geniş tutar ve akla yatkın gelecekler çerçevesinde senaryolar üretir.

Türleri nelerdir?

Design fiction birçok farklı formatta olabilir; bir blog yazısı, akademik makale, bir obje, hatta bir ses kaydı olabilir fakat ağırlıklı olarak video formatında karşımıza çıkar. Ben de bu yazıda örnekleri videolar ile sınırlı tutuyorum.

Bir işin design fiction olarak tanımlanması için o amaçla yapılmış olması şart değil; teknoloji ve yarattığı etkiyi odağında tutarak yapılan her spekülatif iş bu tanıma uyabilir. En başarılı design fiction örneklerinden biri olarak gösterilen kısa film Sight da aslında bu amaçla yapılmış bir çalışma değil. Öyle ki birkaç yıl önce kendisiyle yaptığım röportajda filmin yapımcısı design fiction kavramını daha önce hiç duymadığını söylemişti.

En dikkat çekici design fiction örneklerden biri de 2012 yapımı Prometheus filmi için yapılan bir promosyon videosu. Aynı zamanda harika bir transmedya hikaye anlatımı örneği olan çalışma, insansı robotların günlük hayatımızın parçası olduğu bir kurgusal gelecekte piyasaya sürülecek yeni bir robot modelini tanıtıyor:

Adobe Creative Cloud aboneliklerinde öğrencilere ve öğretmenlere özel %60 indirim fırsatlarını kaçırmayın.

Bu videoyu bir filmin tanıtımına katkı amacıyla üretilmiş bir içerik olarak değil ancak bir design fiction çalışması olarak ele aldığımızda, hem günümüzdeki robot ve yapay zeka teknolojilerinin durumu hem de bu teknolojilerin geleceği hakkında değerlendirme yapma fırsatı buluruz. Bu değerlendirme bize, nasıl bir gelecek istediğimizi ve nasıl bir gelecek istemediğimizi sorgulatarak alternatifler ve yeni çözümler üretmeye yönlendirir. Dolayısıyla design fiction, sadece gelecek odaklı fantastik çıktılar üreten bir metot değil, aynı zamanda hem bugünü hem de yarını daha iyi anlamamız için kullanılan bir etnografi metodudur.

Önerilen okumalar: