Donanımın tasarıma etkisi

Donanımın tasarıma etkisi

Tasarım ne kadar geniş ve kapsamlı bir terim farkındasınız değil mi? Hele ki bu işin, sektörün içindeyseniz. Okuduğumuz kitabın tipografisinden saatimizin arayüzüne, tasarım her yerde. Üstelik, bir tasarımdan söz etmek için her zaman profesyonel tasarımcıların varlığı da şart değil. Basit bir örnek vermek gerekirse, çalıştığımız ya da yaşadığımız ortamda bulunan öğelerin yerleşimi bile bize ait bir tasarım aslında. Ancak yaratıcısı her kim olursa olsun, bir tasarımın var olabilmesi için bir de yaşayacağı ortam gerekiyor ve bu ortam teknolojik cihazlar olunca işin rengi değişmeye başlıyor. Çünkü, endüstriyel tasarımı ayrı tutarsak, eskiden tasarım sadece göze hitap eden bir şeyken, bugün interaktif bir ürün tasarımında öncelikli olan kullanılabilirlik. Dolayısıyla, bu anlamda teknik bilgi şart. Peki, kullanılabilir bir ürün tasarımı için teknik bilgi yeterli mi?

Bugün artık bir telefon donanımının, bir dizüstü bilgisayar donanımından daha güçlü olabildiği zamanları yaşıyoruz. Gelişen teknoloji ile tasarımcılar, kendisi için tasarladıkları platformların donanım bağlamında yeterliliğini göz önünde bulundurma ihtiyacı pek duymasalar da gerçek olan şu; tasarladığınız bir ürünün çalışacağı platform bazen yarattığınız konsepti kısıtlayabiliyor.

Bir örnek üzerinden gidersek daha netleşecek sanırım, konu biraz derin ve karışık. En bilinir platformu ele alalım; güçlü bir donanıma sahip olan iPhone, üzerinde tasarımsal ürünlerin geliştirildiği en popüler dünya. Platformun kendisi zaten donanım açısından çok güçlü olduğu için tasarım açısından da pek kısıt olmuyor. Ancak yine de, donanım gücü bu kadar yüksek bir platformun tasarım anlayışının flat bir dünyaya evrilmesi büyük bir ironi diye düşünüyorum. Bu düşüncem elbette tartışmaya açık.

Tasarımınızın yönünü belirleyen sadece siz değilsiniz

Bir tasarımcı olarak kendini ispatlamış platformlar üzerinde çalışıyorsanız donanıma bağlı sorunlar yaşamanız pek olası değil ancak; aksine bir durumda, tasarımınızı, sizin kontrolünüzde olmayan pek çok kriterin etkileyeceğini baştan kabul etmeniz gerekir. Markanın donanım tercihleri, tasarımınızın yaşayacağı platformun ne kadar güçlü ya da güçsüz olacağını belirler. Dolayısıyla, siz isterseniz uçan kaçan, süper tasarımlar yapın, animatif geçişler tasarlayın; son aşamada, tasarımınızın platform üzerinde hayal ettiğiniz gibi çalışmadığını görebilirsiniz.

“Sorun ne ve bu sorunu nasıl çözebilirim?” diye sorduğunuzda, değiştiremeyeceğiniz durumlarla karşılaşabilirsiniz: Markanın projeye ayırdığı bütçeden tutun, kendisi için tasarladığınız platformun teknolojik olarak donanım mimarisinin iyi olmaması, kullanılan malzemelerin kalitesiz oluşu gibi. Bu koşullarda, tasarımda kullandığınız renk tonunun platform üzerinde istediğiniz sonucu bir türlü vermemesi, işlemcinin yetersiz olması nedeni ile tasarladığınız geçiş ve animasyonların akıcı olmaması (ve dolayısıyla sonucun sizi tatmin etmemesi) oldukça olası. Burada çözüm donanıma müdahale etmekten geçiyor. Aksi takdirde, tüm tasarım konseptini minimalize etmeniz beklenecek: Animasyon yok, geçişler yok, soft renk kullanımları yok, gibi.

Henüz bilmediğiniz platformlar için tasarlamak

Mesele sadece donanım kısıtları da değil. Örneğin, bir web sitesi tasarladığınızda programcıların dilini az çok anlıyorsunuz, çünkü aynı dünya içindesiniz ve HTML/CSS gibi altyapıların yazılım döngülerini biliyorsunuz. Programcı ile aynı dili konuşabildiğiniz için, tasarımınızı da bu altyapıya göre üretiyorsunuz.

Ancak söz konusu olan, altyapısında kullanılan yazılım çözümlerini bilmediğiniz bir platform olduğunda, yarattığınız tasarımın yazılımsal olarak nasıl evrelerden geçtiğini de bilemiyorsunuz. Her ne kadar teknik olarak çeşitli tahminler yürütseniz de, karşı karşıya olduğunuz kısıtları bilmediğiniz için tasarımsal öğelerin platform üzerinde nasıl yerleştirileceğini bilemiyor ve dolayısıyla öngöremeyeceğiniz sorunlar yaşıyorsunuz. Tasarımı giydiren yazılımcı ise bu işlemi platform üzerinde gerçekleştirdiği için, donanım kısıtları nedeniyle gelişen sorunlara doğru çözümler üretemiyor.

Böyle projelerde, tasarımınızı anlık olarak test edebilmeniz hayati derecede önem taşıyor. Dolayısıyla, kendisi için tasarladığınız platformun elinizin altında olması büyük bir artı. Nasıl ki iOS tabanlı bir mobil uygulama tasarlarken elimizin altında bir iPhone olduğunda, tasarımımızı canlı olarak test edebiliyor ve revizyon süreçlerini hızlı bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz; aynı durum, altyapısını bilmediğimiz platformlar için de geçerli.

Peki, platform elimizin altında olmadığında ve tüm üretim süreci boyunca tasarımımızı bire bir boyutlarda göremeden, sadece iMac ekranında çalıştığımızda neler oluyor? En basitinden, renkler hiçbir zaman doğru olmuyor. Daha da önemlisi, tasarımın platform üzerinde nasıl çalıştığını, hangi elementlerde nasıl sorunlar yaşandığını göremiyoruz. Bir revizyon olduğunda, her bir değişikliğin hayata geçmesi belki günler sürebiliyor ve daha nice problem gelişebiliyor.

Sonuç olarak;

Adobe Creative Cloud aboneliklerinde öğrencilere ve öğretmenlere özel %60 indirim fırsatlarını kaçırmayın.

Bugün belki sadece web sitesi tasarlıyorsunuz ve bu sorunlar sizin için pek olası değil. Ancak yarın belki bir VR uygulaması tasarlamanız gerekecek. Platformun size temin edilmediği ve tüm süreci sadece iMac’te çalışarak geçirdiğiniz bir tasarım sürecinde, etkileşim ve kullanılabilirlik açısından sağlıklı bir çıktı üretmenizin beklenmesi oldukça ütopik. Tasarımınızı yaşayacağı ortamda test edemediğinizde, çalışmanızın tamamı yanıltıcı olabilir. Yarattığınız dünyayı, hayata geçeceği yerde görmeniz oldukça önemlidir. Kendisi için tasarladığınız platformun donanım kısıtlarını önceden görmek/bilmek, tasarım sürecinde izleyeceğiniz yolu ve tercihlerinizi de belirleyecektir.

  • Ozan Yilmaz

    Müthiş bir yazı olmuş.Elinize sağlık.Yapılan bazı hatalardan biriside tasarlanan ürünün / hizmetin müşteri gözünden değerlendirilememesi. Empati kurmuyoruz. Empati > Tanımla > Tasarla > Prototip > Test Et döngüsünde ilerlemek en sağlıklı sonucu verecektir diye düşünüyorum.

    • Arda Arıcan
      Arda Arıcan

      Yazıyı beğendiğin ve görüşünü paylaştığın için çok teşekkürler. Düşüncende yalnız değilsin. 🙂

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

SENİN İÇİN ÖNERİYORUZ
Hikayenizi renklerle anlatın

Hikayenizi renklerle anlatın

Gizle