Etkileme ve tasarım

Etkileme ve tasarım

“… estetik açıdan hoşa giden nesnelerin daha iyi çalışmanıza imkân verdiğine dair kanıtımız var… sizi iyi hissettiren ürünler ve sistemler ile baş etmesi daha kolaydır ve iyi hissetmeniz, daha uyumlu sonuçlar üretmenize yardımcı olur. Aracınızı yıkarken ve cilalarken daha iyi çalışmıyor mu? Temiz, süslü giysileri yıkayıp giyinirken kendinizi daha iyi hissetmiyor musunuz? Harika, dengeli, estetik açıdan hoş bir bahçe, ahşap bir alet, tenis raketi veya kayak çifti kullandığınızda daha iyi performans sergilemiyor musunuz? ” Don Norman, Emotional Design: Why we love (or hate) everyday things (2005)

Bu makale, Interaction Design Foundation'ın izniyle, Affect and Design başlıklı makaleden Türkçeye çevrilmiştir.

Duygusal tepkiler, afektif (affective) ve bilişsel (cognitive) sistemler olan iki büyük bilgi işleme sisteminin ürünüdür. Ses, his ve görsel bilgileri içeren çevremizdeki duyusal bilgiler beynimiz tarafından çözümlendiğinde, çevremizle kişisel olarak yararlı şekilde etkileşim kurmamızı sağlamaktadır. Örneğin; gezinme menüsünde bir dizi bağlantı seçeneği bulunan bir web sitesine girdiğinizde, ihtiyacınız olan bilgileri içeren sayfalara hangi bağlantıların götürebileceğine karar vermenize yardımcı olması için, görsel bilgileri (metin veya resim) işlemeniz gerekmektedir. Bu, bilişsel işlemenin bir örneğidir; yani, aldığımız duyu bilgilerini, dünyayı anlama ve durumumuza göre uygun seçimler yapma aracı olarak analiz etme işlemidir. Afektif sistem ise bilinçli ve bilinçaltı çalışır. Yargısal sistem olarak adlandırılır ve bu sistem yararlı veya yararsız, kötü veya iyi, eğlenceli veya sıkıcı, tehlikeli veya güvenli olanlar arasında ayrıştırıcı olarak çalışıp çevremizdeki bilgileri veya objeleri anlamamızı sağlar.

Afektif ve bilişsel sistemlerin etkisi

Bilişsel sistem duygusal deneyimimizi etkilerken, afektif sistem insan duygusunun aceleci bir parçası olarak düşünülebilir. Örneğin; birinin yolumuzu tıkadığını fark ettiğimizde ve arabamızı çıkaramayacağımızı anladığımız zaman, bilişsel sistem durumu tespit etmemize yardımcı olmak için bilgiyi işlerken; afektif sistem bize fizyolojik uyarılma ile haksızlığa uğradığımız bilgisini sunar ve öfke ya da hayal kırıklığı gibi duygusal bir tepki oluştururuz. Bilişsel sistem, durumumuzu anlamamıza ve çözmemize yardımcı olabilir ancak; afektif sistem, psikofizyolojik durumumuzu etkileyerek durumun iyi ya da kötü olduğunu belirlememizi sağlar. Bununla birlikte; afektif sistem, bir durumu anlamaya çalıştığınızda kafanızı bulandırarak görev üzerinde ilerlemenizi engelleyip bilişsel sistemi kötü etkileyebilir.

Öte yandan, afektif sistem karar verme yetimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Tehlikeli durumlarda korkuyu tetiklemediğini hayal edin. Tehlikeden uzaklaşmak için gerekli fizyolojik gücümüzden yoksun oluruz. Bize yararlı olabilecek bir şey gördüğümüzde bir iç değişiklik yaşamasaydık, kararlarımızı neye dayandırırdık? Oldukça basit bir şekilde afektif sistem, doğru kararları vermemizi sağlar.

İnsanın karar verme süreci üzerine araştırma

Psikologlar, insanların verdikleri kararların altında yatan süreçleri anlamaya çalıştılar. Bu konuda bilgi elde etmek ve beynin karar vermeden sorumlu merkezlerini belirlemek amacıyla, çoğunlukla beyin rahatsızlığından muzdarip hastalara odaklanılmıştır. Yazar ve psikiyatrist Oliver Sacks, “The Man Who Mistook His Wife for a Bowler Hat” (Eşini Bowler Şapkası ile Karıştıran Adam) adlı kitabında, beyin hasarının bir sonucu olarak karar verme güçlükleri yaşayan hastalarla ilgili birçok vakayı belgelemiştir.

Sinir-bilimci Antonio Damasio bir beyin hasarını takiben en küçük kararları bile (örn. ne yemek, ne giymek vb.) veremeyeceğini anlatan bir hastanın hikayesinden bahsediyor. Sıradan bir gözlem yapıldığında hasta tamamen normal görünmektedir. Fakat, beynin duygusal tepki süreçlerinin oluşturulduğu bölge olan limbik sistem zarar görmüştür. Bunun sonucu olarak birey, çevresel uyarıma tepki olarak herhangi bir fizyolojik değişiklik yaşayamamaktadır. O kişi daha önce hissettiği duyguları belirlemeyi başardıysa da, spesifik uyarıma yanıt olarak bu duygu artık mevcut değildir.

Popüler inanç karar vermenin, bize sunulan soğuk gerçekleri akıl yürütme ve analiz etme gibi akılcı bir süreç olduğu yönünde olsa da; afektif sistemin ve duygularımızın, çevremizi fark etmemize, ayırt etmemize ve karar vermemize yardım ettiği görülmektedir.

Afektif sistem ve tasarım

Afektif sistemin, işler iyi ya da kötü olduğunda bize bilgi vermesi nedeniyle, bu bilginin bir kullanıcının veya tüketicinin düşünce süreçlerini nasıl etkilediğini göz önünde bulundurmalıyız. Kendi deneyimlerinizden; rahatsız edici, korkulu, depresif veya başka bir olumsuz duygu hissettiğinizde genellikle performansınızın da sıkıntı çektiğinin farkındasınızdır. Dolayısıyla tam tersi biçimde; olumlu duygular daha iyi performans göstermemize yardımcı olur diyebiliriz. Bu yüzden, bir ürünün olumlu bir tepkiyi tetikleyen herhangi bir özelliği, performansı veya en azından kullanıcı deneyimini geliştirme potansiyeline sahiptir. Don Norman‘ın belirttiği gibi; çekici ve iyi hissettiren şeyler daha iyidir.

Etkileme ve tasarım örneği

Ayakkabı seçimi yapmak göründüğünden karışık bir süreçtir. Stiller, malzemeler, renkler gibi göz önüne alınması gereken bir takım özellikler bulunmaktadır. Asıl işlevi, zeminden ve havadan rahatça korumak olan bir ürün olan ayakkabı için yüzeysel nitelikleri düşünerek çok zaman harcıyoruz. Satın alma kararlarımızı yalnızca ürünün kullanılabilir niteliklerine dayandırsaydık, hurda rafında milyonlarca ürün olurdu. Ayrıca, afektif sistem katılımı olmaksızın bir çift ayakkabıyı birbirinden ayırmak zor olacaktı. Tanım gereği; tüm ayakkabılar yürümemizi sağlar ve bu nedenle yargı sistemimiz ‘iyi’ ile ‘kötü’ arasında ayrım yaparak daha küçük seçeneklere odaklanmamızı sağlar. Bütün bu kararlar, afektif sistemin ürünü olan anlık duygusal tepkilerle etkinleştirilir. Bütün kararlarımıza hitap etmeyi amaçlayan sadece ayakkabı tasarımcıları değil — bu bilginin, ayakkabı satan bir web sitesinin tasarımını nasıl etkilediği hakkında da düşünün. Web sitelerinin ödeyebileceğimiz bir fiyat belirlememize izin vermesi veya ayakkabı ararken bir dizi ölçüt ve filtre uygulamamıza izin vermesi tesadüf değildir. Fakat, çevrimiçi deneyimleri geliştirme konusunda çalışan Baymard Enstitüsü kurucularından Christian Holst, 2015 yılında ABD’deki büyük e-ticaret sitelerinin yalnızca %16’sının müşterilerinin yargı sistemini barındıran iyi bir filtreleme deneyimi sunduğunu bildirmiştir.

Karar verme sürecinde; örneğin, ilgilendiğiniz sandalyeyi satın almaya gücünüzün yetip yetmeyeceğine karar vermek gibi, daha fazla düşünülmüş analitik unsurlar bilişsel sisteminizin kontrolü altındadır. Ancak afektif sistemin çekişi yeterince güçlü ise, insanlar gerçekten karşılayamayacakları şeyleri satın alabilir ve bu bizim peşin hükümlü tarafımızın gücüdür.

Sonuç olarak

Afektif sistem, içimizdeki çocuğa benzer; bir şeyler istediğinde çığlık atar ve bazı şeyler doğru olmadığında da yaygara koparır. İçimizdeki çocuğun her şeyin güzel görünmesi, hoşa gitmesi ve onu mutlu etmesi gibi ihtiyaçları vardır. İçimizdeki çocuk rahat olduğunda, sessizdir ve içimizdeki yetişkinin (diğer bir deyişle bilişsel sistem) dikkatini soğuk gerçeklere adamasına ve makul kararlar vermesine izin verir. Bu nedenle, hızlı ve doğru kararlar alabilmek için, afektif sisteminizi etkileyen şeylerin dikkate alınması ve bakımının yapılmasını sağlamalısınız. Aksi takdirde içimizdeki çocuk, tüm süreci baltalayan bir tehdide dönüşür.

Özetle;

Adobe Creative Cloud aboneliklerinde öğrencilere ve öğretmenlere özel %60 indirim fırsatlarını kaçırmayın.

Sonuç olarak duygular, duyusal bilgi ile tetiklenen afektif sistemdeki değişikliklerin bir ürünüdür. Afektif sistem uyandırıldığında, psikofizyolojik değişiklikler meydana gelir ve bu değişimler duygusal hissi yaratmaktadır. Afektif sistem hem bilinçli, hem bilinçaltı çalışır. Bu sistem bizi hemen etkiler ve bu nedenle — genellikle — peşin hüküm sistemi olarak anılır. Afektif sistem, duygusal tepkiye göre daha rasyonel kabul edilen bilişsel sistemi etkiler. Afektif sistem bir nedenle olumsuz etkilenirse, bilişsel sistemi de olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle; ürünlerinizin incelenmesinin, kullanılmasının ve deneyimlenmesinin olumsuz yönlerinin, karar verme ve genel kullanıcı deneyimi üzerindeki etkilerinin sınırlandırılması ve bununla ilgili sorumluluğun üstlenilmesi garanti altına alınmalıdır.

Referanslar ve okuma önerileri

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine… markalarin-tuketici-ile-iliski-kurma-yontemleri

Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine…

Gizle
SENİN İÇİN ÖNERİYORUZ
Markanın geleceğini belirleyen mevzu: Alışverişçi yolculuğu alisveris-yolculugu-shopper-marketing

Markanın geleceğini belirleyen mevzu: Alışverişçi yolculuğu

Gizle