Kullanıcı gerçekleri

Kullanıcı gerçekleri

Tasarımcılar için bazen, kullanıcılarla empati kurmak zor olabilir. Bu sektörde belirli bir süre geçirince, yaptığınız işin gözü kapalı anlaşılır olduğunu ve kullanıcıların gayet rahatlıkla kullanabileceği bir projeyi ortaya koyduğunuzu düşünebilirsiniz. Kullanıcılar tarafından anlaşılmadığı zaman da “o, onun problemi” diye, içinde oksimoronu da barındıran bir korumaya da geçebilirsiniz.

Bu tarz bir düşünce, iyi tasarımın kilit bileşenini gözardı eder: İnsan psikolojisi.

Kullanıcı davranışlarının bazı temellerini anlayıp, tasarıma uyarlamak, bir şirketin yapabileceği en önemli şeyler arasındadır. Web sitenizi ve uygulamalarınızı kullanan kişiler hakkında bilmeniz gerekenlerden bazıları şunlardır:

  • Düşündüğünüzden daha zekiler

Sadece sisteminizi öğrenmeyi umursamıyorlar. Onlar için önemli değil.

Teknoloji sektörü dışındaki çoğu kişinin, teknolojiyi ne kadar az kullandığını kolaylıkla unutabiliyoruz. Teknoloji kendini insanların hayatlarında gerekli kılmadıkça, insanlar onsuz yaşayabilirler. Teknoloji, işleri için hayati önem taşısa bile, yalnızca ihtiyaçları olan kısımları öğrenerek idare edebilirler. Öyle de yapıyorlar.

  • Yapacak başka işleri var

Kullanıcıların, vaktinin tamamını bir web sitesinde harcamak gibi bir amaçları yok. Tersine, işlerini bitirip bir an önce web sitesinden çıkmayı amaçlarlar.

Google, kullanıcılarını arama sayfasında tutmak üzere tasarlansaydı, insanlar onu kullanmazdı. Diğer arama motorları daha hızlı ve daha kullanışlı olurdu.

Çoğu durumda, web sitenizi ya da uygulamanızı en az zaman alacak, kullanımı kolay ve kullanmaya değer şekilde tasarlamaya odaklanmanız gerekir; kullanıcıları tutacak şekilde değil. Ki kullanıcılar hayatlarını yaşamaya devam edebilsinler.

  • Yapma modundalar

Kullanıcıların uygulama kullanırken okumaya istekli olmadıklarına dair yaygın bir inanç vardır. Bunun bir sebebi var: Okuma modunda değiller. Yapma modundalar.

Kullanıcıyı yönlendiren içerikler haricinde, okuma modu yerine yapma modu belli zamanlarda fayda sağlayabilir. Çünkü “yapma modu” kullanıcıların, gitmek istedikleri yere giderken önlerine çıkan tüm dikkat dağıtıcı etken ve engelleri görmemelerini sağlar.

Eğer araba sürerken dikkatinizi dağıtan etkenleri -reklam panolarını, mağaza vitrinlerindeki yazıları, kavşaklara dikilen tabelaları vesaire- yok sayamasaydınız muhtemelen eve tek parça halinde gitmeniz mümkün olmazdı. Yapma modundayken insanların daha az okuması bir kusur değil, bir hayatta kalma becerisidir.

  • Yetinmelik davranışlar sergilerler

Çoğu zaman insanlar, idare edecek kadarına ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden de sadece o kadarını öğrenirler. Hatta bir şeyi yanlış yapmayı bile öğrenebilirler. İhtiyaçları olduğu kadarını alabildikleri sürece gerisinin onlar için önemi yoktur.

Buna yetinmelik davranış denir. Steve Krug, bu terimi web kullanılabilirliği hakkında yazdığı “Beni Düşünmek Zorunda Bırakma” isimli kitabında kullanmıştır.

Yetinmelik davranış teriminin İngilizce karşılığı olan “satisficing”, “tatmin etmek” ve “feda etmek” kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir. Yetinmelik davranış da bir hayatta kalma becerisidir. Elimizin değdiği her alanda uzman olmak için hayat çok kısa.

Çoğu şeyi, idare edecek kadar öğreniriz.

  • Ürününüzü amaçladığınız şekilde kullanmazlar

Ne kadar emek harcarsanız harcayın, makul bir karmaşıklık derecesine sahip bir uygulama geliştirdiğinizde, insanların ilk yaptığı şey, uygulamanızı umduğunuzdan farklı bir şekilde kullanmaktır.

Bazen bu çok yıldırıcı olabilir. Ancak bazen de yeni bir fırsat yaratır.

İlk başlarda Twitter kullanıcıları başka bir kişiden bahsetmek istediklerinde, o kişinin kullanıcı adının önüne @ işareti, kişisel alanlarından farklı bir noktaya erişmesini istedikleri bir konudan bahsetmek istediklerinde de hashtag kullanırlardı. İkisi de Twitter tarafından tasarlanmış şeyler değildi. Kullanıcılar kendi istedikleri şekilde davranıyorlardı. Twitter bu iki fonksiyon için destek oluşturdu. Sonrasında ise, tüm dünya birbiriyle konuşmaya ve daha önce muhtemelen bulamayacakları konuları bile keşfetmeye başladı.

Bir ürünü başka bir kişinin gözüyle görmek çoğu zaman ufuk açıcı olabiliyor.  Yani sizin gibi, bu işle alakalı bilgi sahibi olmayan insanların tasarımı nasıl yorumladıklarını anlamak, talebi karşılar deneyimler geliştirebilmek için birebir.

  • Paternlerle hareket ederler

Davranış kalıpları yani paternler, insanlara alışkanlık kazandırır. Bu alışkanlıklar da, benzer amaca hizmet eden farklı platformları, kullanımlarını kolaylaştırır.

Bir mağazanın sitesinden alışveriş yaptığınızda, diğerlerinin çoğunun nasıl işlediğini de öğrenmiş olursunuz. Çoğu e-ticaret sitesinde deneyimler tıpatıp aynı olmasa da, benzerdirler. Bunun sebebi paternler, o amaç için iyi işlemesi ve insanların beklentilerini karşılama konusunda yardımcı olmasıdır.

Paternleri değerlendirip kullanma yetisi, bir tasarımda öne çıkacak ögelerin de zeminini hazırlar. Kayıt olma, gönderme, kaydetme ya da yayınlama butonları bu önemli ögeler arasındadır. Birçok durumda, bu ögeler diğerlerine kıyasla farklı renk ya da şekillerde (ya da her ikisinde) tasarlanır.

  • Dikkatlerini dağıtan birçok şey mevcuttur

Kullanıcı deneyiminde, karşı tarafın amacını çok iyi anlamak ve o amaca / amaçlara hizmet eden çözümler üretmek önemlidir.

Net, üzerinde düşünülmüş, adım adım bir süreçte ilerleyen görev akışı hayati önem taşır. İnsanları, aynı anda çok şey yapmak yerine, bir şeyi hızlı yapmaya yönlendirirseniz, ürününüzü daha verimli kullanabilirler. Kullanıcı ne kadar ileriye gidebilirse, o kadar iyidir. Bu sayede başka bir şeye yönelmeden bir görevi tamamlama ihtimalleri artar.

  • Önlerinde olanı görürler

Sizin ekrana koyduğunuzu düşündüğünüz ile kullanıcının ekrana koyduğunuzu düşündüğü şey arasında çok büyük fark vardır.

Siz bir şeyi kastetmişsinizdir, kullanıcı başka bir şeyi kastettiğinizi düşünmüştür -büyük ihtimalle de onun kastettiğinizi düşündüğü şeyi ekrana koymuşsunuzdur.

Bu klasik bir sorundur. Eğer internet hakkında çok şey biliyor ve tasarım yapıyorsanız, projeye bir ton bilgi getirirsiniz. Ancak kullanıcı o ögenin varlık sebebini veya neye yaradığını bilmez. Kullanıcının, sizi yanına çağırıp açıklama yaptırtma şansı da yoktur.

Kullanıcılar önlerinde olanı görürler, sizin göründüğünü düşündüğünüz şeyi değil.

  • Yalan söylerler

Bir duruma dair varsayımsal sorular sorulduğunda, kendilerini çok iyi tanıyorlarmış gibi yanıtlar verirler. Ancak o durum gerçekleştiğinde, tamamen farklı bir şekilde davranabilirler.

Bunu yalan söylemek için yapmazlar. İstemeden yaparlar. Herhangi bir durumda nasıl davranacağınızı bilmek inanılmaz bir özfarkındalık gerektirir ve çok az insan bu farkındalığa sahiptir. Mesela:

– Kullanılabilirlik testinde, teste giren kişiler hem bir görevi anlamak için beş dakikalarını harcarlar, hem de o görevin çok kolay olduğunu söylerler.

– Anket yapıldığında, aslında kullanmayacakları bir şeyi kullanacaklarını söylerler (yeni bir özellik önlerine koyulmadan cevabı bilemezler).

– Sorduğunuzda internetten çok iyi anladıklarını söylerler ancak sizin için inanılmaz basit olan konuları çözmek için ekran başında dakikalarca uğraşırlar.

Liste uzayıp gider…

  • Neyin mümkün olduğunu bilmezler

Bir şeyin nasıl işlemesini istediklerini söylediklerinde, bu onların dünya görüşüne göredir. Bu düzeltme kendi sorunlarını hafifleştirecektir ancak o sorunun temelindeki sebepleri yok etmeyecektir.

Kullanıcılar bir uygulamaya baktıklarında, bunu o uygulamayı kendi kullanımlarına göre, dar bir görüşle yaparlar. Bu yüzden gerçekten neye ihtiyaçları olduğunu ya da o uygulamanın hangi sorunlarını çözmesini istediklerini ifade etmekte zorlanırlar. Sorunun nasıl çözüleceğini bilmezler, sadece çözülmesini istediklerini bilirler. Bu şekilde öneride bulunurlar.

İşiniz, önerilerindeki satır aralarını okumak ve sorunlarına sebep olan etkenleri bulmaktır.

  • Hayatlarını iyileştirdiğiniz sürece varsınız

Yeni teknolojiler ve süreçler hayatı görünür şekilde iyileştiriyorsa, insanlar o teknolojilere geçiş yaparlar. Fakat, geçişin zahmetine değmelidir. Eğer değmeyecekse, zorunda kalmadıkları sürece geçiş yapmazlar.

Çoğu insan, yeni sistemin daha iyi olduğunun kendilerine gösterilmesini ister. Eğer gerçek bir sorunu çözüyorsanız ve bunu yaptığınızı onlara gösterebilirseniz, kullanıcılarınız sizi çok sevecektir.

En ideali, çözümün kendini apaçık belli etmesidir. Ancak bazı durumlarda kullanıcılar, çözüme dair bir değerlendirme, açıklayıcı bir e-posta ya da web sitenizde bir video görmeye ihtiyaç duyarlar.

Çözüm gerçek bir çözüm değilse, kimse mantığınızın ne olduğuyla ilgilenmez ve herkes eskiye dönmek ister. Kendinizi, kararlarınızı aktif bir şekilde savunmak zorunda bile bulabilirsiniz.

  • Kullanıcı deneyimi sadece sizin ürününüzle sınırlı değildir

Kullanıcı deneyimi, bir kişinin, web sitesi, dijital bir ürün ya da servise dair tüm etkileşim, izlenim ve hislerin net toplamıdır.

Kullanıcıların tasarımınıza dair izlenimleri, tasarımınızdan çok daha fazlasından etkilenir.

Eğer biliyorlarsa, şirketin itibarından etkilenir. Şirket ya da ürün hakkında diğer insanların pozitif, negatif ya da kararsız yorumlarından etkilenirler.

Tasarımın neye benzediğinden, geçmişte benzerlerine karşı ne hissettiklerinden etkilenirler. O gün içerisinde bulundukları hislerden, karşılaştıkları anda o ürüne karşı ne kadar açık olduklarından etkilenirler.

Ne kadar iyi öğrenebildiklerinden, üründen ne elde edebileceklerinden, vaatlerde bulunan ve başarısız olan diğer ürünlerden etkilenirler.

Adobe Creative Cloud aboneliklerinde öğrencilere ve öğretmenlere özel %60 indirim fırsatlarını kaçırmayın.

Aklınıza ne gelirse, tüm bunların kullanıcı deneyimi üzerinde etkisi bulunur.

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

Gizle