Tasarım ve bilgi mimarisi, trajik Oscar skandalını nasıl önleyebilirdi?

Tasarım ve bilgi mimarisi, trajik Oscar skandalını nasıl önleyebilirdi?

Milyonlar tarafından dünyanın en önemli sinema olayı olarak kabul edilen ve bu yıl 89. kez gerçekleşen Akademi ya da daha sevilen adıyla Oscar Ödül Töreni’ne bu kez ne filmler, ne oyuncular, ne yönetmenler, ancak büyük bir skandal damgasını vurdu. Peki göz göre göre yaşanan bu trajik olayın önüne sadece basit birkaç tasarım hamlesiyle nasıl geçilebilirdi?

Başkası adına utandığımız anlar vardır. Bunun sadece sizin başınıza gelen bir durum olduğunu düşünüyorsanız hemen baştan söyleyeyim, bu sandığınızdan çok daha yaygın. Hatta Almanca’da bu durumu karşılayan Fremdschämen” diye bir sözcük bile bulunmakta. Sözkonusu dolaylı utanma durumunu belki siz de sık sık yaşıyorsunuz ama eminim Pazar akşamı düzenlenen 89. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film ödülünü açıklamak üzere eline tutuşturulan yanlış zarfla sahneye çıkan emektar oyuncular Warren Beatty ve Faye Dunaway kadar utanmamışsınızdır.

Kaçıranlar için özet geçmek gerekirse; elindeki zarfı açan ve En İyi Film ödülünün sahibini tereddütler içerisinde Emma Stone: La La Land” olarak okuyan Warren Beatty, kartı emin olmak adına Faye Dunaway’e iletti ve o da kazananı bu şekilde açıkladı. Oysa ki gerçek kazanan, adı kuliste unutulmuş bir kartta yazılan Moonlight idi ve sahnedeki sözkonusu kart ise En İyi Kadın Oyuncu ödülüne aitti.

Evet, her organizasyonda ufak tefek hatalar olur ama dünyanın en prestijli sinema ödül törenini düzenliyorsanız, en azından tipografiden ve bilgi mimarisinden birazcık anlayan bir tasarımcıyla çalışmanızda fayda var. Bu, şahsi görüşüm olmakla birlikte New York Times ve Fast Company gibi yayınlarda karşıma çıkan makaleler de bunu destekler nitelikte.

Bu yıl kırmızı zeminde altın yaldızlı harflerle olmak üzere yeniden tasarlanan ödül zarflarında yazılanların okunması, özellikle parlak ışıklar altında pek de kolay sayılmazdı. Bu özensiz tasarlanmış zarfı açtıktan sonra, ödülü sunanın karşısına çıkan ise gerçek bir bilgi mimarisi felaketi olmalıydı:

  • Kartın başlık kısmında olabildiğince büyük biçimde yer verilen The Oscars” tipografik logosunu,
  • merkezde ve herhangi bir tipografik ayrışma olmaksızın sunulan, kazanan adayın tüm detayları,
  • ve son olarak en altta, hatta bir yatay çizginin de altında, yer verilen ödül kategorisi izliyordu.

Bu detaylar göz önüne alındığında, herhangi bir sunucunun, herhangi bir ödülü, yanlış değil doğru anons etmesi sürpriz oldurdu herhalde. Tamam, biraz abartmış olabilirim belki ama ufak birkaç tasarım değişikliği bu trajediyi rahatça ve açıkça önleyebilirdi.

Örneğin, tasarımcı Brandon James bu konuda elini korkak alıştırmadı ve olması gereken kart tasarımını, konuya büyük hassasiyetle yaklaşan Fast Company üzerinden paylaştı: Bazen bu kartları okuyan insanlar yaşlı olabiliyorlar ve muhtemelen de sarhoşlar; üstüne üstlük sahne ışıkları altında, meslektaşlarına yılın en önemli sektör bilgisini veriyorlar” diyor ve ekliyor; Bu kartlar kurşungeçirmez olmalı.” Doğru söze ne denir ki…

Adobe Creative Cloud aboneliklerinde öğrencilere ve öğretmenlere özel %60 indirim fırsatlarını kaçırmayın.

Elbette hata yapmak insana mahsus ama eğer dünya çapında milyonlarca insanın bir şekilde dahil olacağı devasa bir deneyim tasarlıyorsanız UX gerçek hayatta ne işimize yarar? konusuna biraz kafa yormanızda fayda var.

  • Serhan

    Aynen kartı görür görmez aynı şeyi düşündüm. Zaten Oscar törenindeyiz, hem de sahnedeyiz. Ancak kartın üzerinde kocaman “The Oscars” yazıyor. Saçma. 🙂

  • Ersin Çelik

    “Tamam, biraz abartmış olabilirim ” cümlesi dışında, tüm yazına katılıyorum. Hiç de abartmamışsın Eser. Nasıl oluyor da bu kartı doğru okuyabiliyorlar? Ben de anlamadım. Eğitim alıyor olmalılar ?

  • Ersin Çelik

    Aslında; ‘büyük’ diyebileceğimiz birçok şirket ve marka daha da vahim hatalar yapıyor.

    Senin verdiğin Oscar örneğini ele alırsak; ‘ödül’ , ‘kazanan’ ve ‘kategori’ var elimizde. Bunları, okuyan kişinin (ki bu kullanıcı oluyor) istediğimiz sırayla ve istediğimiz etkiyle okumasını istiyoruz. İşimiz bu. Bu kadar basit aslında. Daha fazlası değil. ‘Eeee, bu çok zor değil ki!’. Ama, bazıları, bizim gördüğümüzden daha da basit/önemsiz görüyor demek ki.

    ‘Basit’ üzerine son birşey daha söyleyeceğim: bırakalım basit şeyler basit kalsın. Yoksa zoruyla nasıl baş edebiliriz ki?

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

Gizle