UX Efsanesi #12: “Daha çok seçenek ve özellik, daha çok memnuniyet getirir.”

Tercih seçeneklerine sahip olmak olumlu bir durum olarak kabul edilir. Çünkü, tercih yapmaya alışkınız ve kontrolün bizde olmasına değer veririz.

Fakat, bir web sitesi ya da web uygulaması ne kadar çok seçenek sunarsa, arayüzü anlamak da o kadar zorlaşır. Araştırmalar gösteriyor ki, çok fazla seçenek genellikle karar felcine ve dikkat dağınıklığına yol açar. Genel geçer bir olgu olarak, kullanıcılar özelliklerin bol olmasına, ancak, ürünü gerçekten kullanmaya başlamadan önce değer verirler. Ürünü kullanmaya başladıkları andan itibaren, en yalın çözüm, en yüksek tatmini sağlar.

Tercihler ve özellikler üzerine göz atılabileceklerden bazıları;

  • Tercih paradoksuna dair klasik bir örnek gösteriyor ki, kullanıcılar satın alma işlemine sınırlı sayıda tercih varsa daha yatkındır. Üstelik, bu durumda yaptıkları tercih onları daha çok tatmin eder. – When Choice is Demotivating: Can One Desire Too Much of a Good Thing? (pdf)
  • Barry Schwartz’ın çok satan kitabı The Paradox of Choice: Why More Is Less, çok fazla seçeneğin neden olduğu problemler hakkında yaptığı araştırmayı konu alır. TED’de yaptığı konuşmayı izleyin ya da UI11 konferansında yaptığı konuşmanın güzel bir özetini okuyun.
  • Feature Fatigue: When Product Capabilities Become Too Much of a Good Thing araştırması gösteriyor ki, kullanımdan önce, yetenekler katılımcılara kullanılabilirlikten daha çok anlam ifade ederken, katılımdan sonra, kullanılabilirlik memnuniyet oranını artırır. Sonuç olarak, ürünün basit versiyonu daha çok tatmin sağlarken, çok özellikli versiyon bir çok katılımcı tarafından reddedilmiştir.
  • Nöropsikolog Susan Weinschenk, “Kullanıcılarınıza daha çok seçenek sunma içgüdünüze direnin. Unutmayın ki, size daha çok seçenek istediklerini SÖYLEYECEKLERDİR, siz de bu nedenle daha çok seçeneğin iyi bir şey olduğunu düşünebilirsiniz (çünkü siz de daha çok seçenek olmasını seviyorsunuzdur), fakat çok fazla seçenek kullanıcılarınızın ürünü satın almayacağı anlamına gelir.” demektedir. – You Want More Choices and Information Than You Can Actually Process
  • Hick Kanunu, seçeneklerinin sayısı ve karmaşıklığı arttıkça karar verme süresi de uzar. Karar verme süresi uzadıkça da, kullanıcı deneyimi kötüleşir.
  • Bir ürünü sürekli olarak geliştiriyorken, özelliklerin sayısı gitgide artmaya başlar ve ürün odağını kaybedip şişmeye başlar. Bu da, zayıf bir kullanıcı deneyimiyle sonuçlanır, çünkü ortada, “kullanıcıların kavrayabileceğinden daha fazla şey vardır.” Özellikleri gönül rahatlığıyla kaldırabilmeniz gerekir.
  • Joshua Brewer, “Tasarımcıların kullanıcı deneyimini, ürüne özel görevlere dikkat ederek ve çok sayıda seçeneği açık ve net tek seçeneğe ne zaman indirmeleri gerektiğini bilerek dramatik bir katkıda bulunabildiklerini” öne sürer. Der ki; “Bunun en iyi örneklerinden biri Apple’dır. Apple minimalist bir tasarıma sahip olan, görev odaklı ve tutarlı ürünler üretmiştir. iPod, iPhone ve son olarak iPad bunun muhteşem örnekleridir ve taşınabilir cihaz tasarlamaya yönelik kısıtların bir sonucudur.”
  • Bill Buxton, Sketching user experience adlı kitabında n+1 (bir ana ürün ve yeni özellikleri içeren versiyonları) ürün üretmeye yönelik iş modelinin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını savunur. Birkaç yeni versiyondan sonra, bu geliştirmeler, kullanıcıların bu yeni özellikleri satın almak istemeye yönelik algısından daha maliyetli hale gelir.
  • Yeni özellikler eklerken bu özelliklerin daha sonra çıkarılmasının çok karmaşık olabileceğini aklınızda tutun. Netflix kullanıcılar için karmaşık ve gereksiz olduğunu düşündüğü bir özelliği kaldırmayı denedi ve kullanıcılarından tepki gördü. Sonunda bu özelliği korumaya karar verdiler. – Features are a one-way street
  • 37Signals’dan Jason Fried özelliklerin bir kitap ya da müze sergisindeki öğeler nasıl yeniden düzenlenebiliyorsa öyle düzenlenebileceğini söyler.
  • 37Signals’ın kitabı Getting Real, sadece gerekli olan özelikleri eklemeye ve bir “asgari ürün” (Minimum Viable Product) yayınlamaya yönelik görüşleri hakkında görüşlerini içerir.
  • “Akıllı varsayılanlar”a başvurmak (Smart Defaults), çok sayıda seçeneğin kullanıcılara basit görünmesini sağlamak açısından iyi bir stratejidir. Şuna göz atın: Smart Defaults in Travel Booking Forms.
Adobe Creative Cloud aboneliklerinde öğrencilere ve öğretmenlere özel %60 indirim fırsatlarını kaçırmayın.


Zoltán Gócza 

Bugün 0 makale daha okuyabilirsin. Sınırsız okumaya devam etmek için
Ücretsiz Kaydol

Bu içerik SHERPA Blog okurlarına özel.

Devamı ve daha fazlası için sadece okur girişi yapman yeterli.

Kullanıcı deneyimi (UX), tasarım ve teknoloji alanında bilgini pekiştir.

Kullanım koşullarını okudum ve kabul ediyorum.
Neden kaydolmalıyım?