Kullanıcı deneyimi dünyasını şekillendiren 6 trend

Kullanıcı deneyimi dünyasını şekillendiren 6 trend 6-ux-trends

Bu yazıyı yazarken makalesinden faydalandığım Kenny Chen, şu anda Google’da çalışıyor. Kullanıcı tasarımı kariyerine ise otomobillerde kullandığımız multimedya çözümleri üreten bir şirket için “wireframe”ler tasarlayarak başlamış. Düşünün, henüz iPhone’un piyasada bile olmadığı zamanlar… Navigasyon cihazında parmaklarımızı kullanarak yapabileceğimiz tek hareketin dokunmak olduğu, günümüzde sıkça ihtiyaç duyduğumuz kaydırma ya da kıstırma hareketlerinin esamesinin okunmadığı yıllar.

Ayrıca navigasyon arayüzlerinde az sayıda sesli komut kullanılıyordu fakat pek de doğal olmayan bir şekilde uygulamaya has bir şekilde söylenmesi gereken bu komutları hatırlamak oldukça güçtü. Kullanıcı doğru komutu vermeyi başarsa bile sistem çoğu zaman anlamakta başarısız oluyordu. Neyse ki teknoloji, etkileşime geçtiğimiz cihazlarla sanki onlar da birer insanmışcasına iletişim kurmamızı mümkün kılmaya başladı.

Ancak değişen tek şey cihazlarla etkileşim yöntemimiz değil: Mobil deneyim dijital dünyanın yüzü haline geldi ve kurumlar da tasarım kültürleri ve büyük ölçekli tasarım sistemleri yaratmaya başladı. Artık elimizde kullanıcı deneyimi odaklı tasarım araçları var ve bu araçları kullanarak çoklu platformlar için benzersiz deneyimler tasarlayabiliyoruz.

Gelin kullanıcı deneyimi dünyasını şekillendiren trendlere birlikte göz atalım.

01. Etkileşimli kullanıcı deneyimi tasarımı

Hatırlamamız gereken komutlara ya da öğrenmemiz gereken bir arayüze sahip olmayan, bir diğer ifadeyle görünmez arayüze sahip uygulamaların sayısında büyük bir artış söz konusu. Apple, Google, Amazon ve Facebook gibi devler etkileşimli arayüzleri* çoktan benimsemiş durumdalar.

  • “Hey Siri, UCLA kampüsüne yakın güzel bir pizzacı bulabilir misin?”
  • “OK Google, bir selfie çekelim!”
  • “Alexa! Havaalanına gitmem gerekiyor, Uber çağırır mısın?”

Bu örnekler çoğaltılabilir. Bahsi geçen sistemlerle arkadaşlarımız ya da ailelerimizle konuşuyor gibi iletişim kurabiliyoruz.

Amazon-echo-google-home
Amazon Echo ve Google Home, yapay zeka ile çalışan ve fiziki arayüzü bulunmayan popüler iki sanal asistan. Kullanıcılar bu cihazlar ile tamamen sözlü komutlar vasıtasıyla etkileşime geçebiliyorlar.

Peki tüm bunlar kullanıcı deneyimi tasarımcıları için ne anlama geliyor? Hemen söyleyeyim: Görsel arayüzleri eskisi kadar sık tasarlamayacağız; etkileşimler yoluyla yaşanılacak deneyimler kurgulayacağız. İnsani davranışları taklit edebilen robotlar, uygulamaların yerini alarak kullanıcılara sevdikleri dijital servislerle doğrudan iletişime geçme fırsatı verecek.

Etkileşimli arayüzler tasarlarken kullanıcının bir insanla değil, bir yazılımla etkileşim kuracağını kendimize sık sık hatırlatmalıyız. Açık uçlu sorulardan kaçınarak kullanıcıyı kesin cevaplar vermeye yöneltmek ve kullanıcıdan edinilen bilgilerin doğruluğunu kullanıcıya onaylatmadan bir sonraki aşamaya geçmemek gerekiyor. Ayrıca markayı temsil edecek, konuşma diline yakın bir dil kullanmaya özen göstermek de bir diğer şart olarak eklenebilir.

Etkileşimli arayüzler hala emekleme döneminde. Kullanıcı deneyimi tasarımcıları, gelecekte deneyimlemek isteyecekleri arayüzleri bugünden şekillendirme şansına sahipler. Diyalogların gücünü doğru kullanabildiğimiz zaman bilgisayarlar ile nihayet aynı dili konuşmaya başlayacağız. Heyecan verici, değil mi?


Yazarın notu: “Conversational interface” ifadesi teknik olarak “İnsan davranışlarını taklit eden bir kullanıcı arayüzü”nü tanımlıyor. Öte yandan “conversational” ifadesi, söz konusu kullanıcı deneyimi olduğunda Türkçeleştirilirken anlam kaybı yaşıyor. Çünkü biz insanlar, bugüne kadar genellikle diyalog kurarak iletişime geçtik. Dolayısıyla bu makalede “etkileşimli arayüz” olarak tercüme edilen interaksiyonun odağındaki eylemin “diyalog kurmak” olduğu dikkate alınmalıdır.
Konuyla ilgili Yakup Bayrak’ın kaleme aldığı makale için şunu okuyabilirsin: Sohbet robotları için doğal etkileşimli arayüzler tasarlamak

02. Gelişmiş tasarım araçları

Çok değil birkaç sene öncesine kadar wireframe, akış ve mockup ortaya çıkarmak için Photoshop ve Illustrator gibi araçlar revaçtaydı. Hatta Kenny, navigasyon cihazı arayüzlerini PowerPoint kullanarak tasarlıyordu. Neyse ki iyi bir kullanıcı deneyimi sunmanın önemini keşfeden şirketler kullanıcı arayüzüne odaklanan yeni tasarım araçları geliştirmeye başladılar. Özellik setleri sıklıkla güncellenen ve geliştirilen bu ürünler günümüzde tasarımcıların iş akışının temel bir parçası haline geldi.

Arayüz tasarımına odaklanan ürünlerin başında gelen Sketch güçlü özellik ve eklenti setiyle birçok tasarımcının kurtarıcısı durumunda. Sketch’in aksine, hiçbir eklentiye ihtiyaç duymadan prototip oluşturabilen ve Windows işletim sisteminde de çalışabilen XD’i geliştiren Adobe de oyuna dahil oldu. Son dönemde adını duyuran bir diğer araç olan Figma, tarayıcı üzerinde çalışarak kullanıcıların eş zamanlı iş birliği yapmasına imkan tanıyor. Subform ise uyarlanabilir (responsive) tasarımlardaki engellere odaklanarak sürece yeni bir boyut kazandırmaya çalışıyor.

Prototipleme süreci de yetenekli araçlar sayesinde gelişmeye devam ediyor. InVision, Craft adında bir eklenti yayınladı. Sketch ve Photoshop için geliştirilen bu eklenti sayesinde kullanıcılar gerçek veriler ile tasarım yapabiliyor ve hatta Sketch’te prototiplerini oluşturabiliyor. Facebook tasarımcıları da farklı bir prototipleme aracı olan Origami Studio’yu hizmete sundu. Framer ise kodlama ile tasarımı kolaylaştırmayı sürdürüyor.

Teknolojinin ilerleyişi ile değişen ihtiyaçlar ve ihtiyaçların farklılaştırdığı arayüzler ile eş zamanlı olarak dönüşen tasarım araçları, kullanıcı deneyimi dünyasını şekillendiren en önemli trendlerin başında geliyor diyebiliriz.

03. Mobilin yükselişi

Luke Wroblewski, 2009’da web sitelerin önce mobil versiyonlarının tasarlanması gerektiğini yazmıştı. Wroblewski’ye göre mobil kullanıcı sayısında oldukça hızlı bir artış yaşanıyordu ve mobil internet kullanımı da tam anlamıyla patlamıştı. İlerleyen yıllarda, mobil uygulamaların kullanım oranı artmaya devam etti ve mobilin zirvede kalacağı anlaşıldı.

Bugün kişisel bilgisayarlardan daha fazla sayıda akıllı telefon var. Mobil uygulamalarda geçirilen süre tarayıcılarda geçirilen sürenin fersah fersah üzerinde. Sayıları her gün giderek artan bu kullanıcı grubu, kişisel bilgisayarlara ihtiyaç duymuyor bile. Akıllı telefonlar iletişim biçimimizi ve bilgiye ulaşma şeklimizi tamamen değiştirdi. Tabii ki geleceğin mobil deneyimini tasarlarken bugünün koşullarına sıkışıp kalmamalıyız, keza kullanacağımız cihazların daha akıllı, daha güçlü ve daha bütünleşik olacağı artık su götürmez bir gerçek.

04. Bütünleşik deneyimler

Bütünleşik deneyimler adına ilk adımı, mobil uygulamalar ile attık diyebiliriz. Artık tercihlerimize göre yemek önerileri alabiliyor ya da telefonumuz tarafından trafiğe takılmamamız için yönlendirilebiliyoruz. Gün geçtikçe daha fazla bilgi ve hizmet birbiriyle bütünleşik bir halde çalışmaya başlıyor.

Yakın gelecekte telefonlarımızın kameraları bilinçli birer göz olarak hareket edecek ve gördüklerini eş zamanlı olarak anlamlandırabilecek. Bir görevi tamamlamak adına ilgili uygulamayı açmak zorunda kalmayacağız çünkü etkileşimli arayüzler ve kapsamı geniş uygulamalar yardımımıza koşacak. Evimizde, ofisimizde, arabamızda bulunan birçok cihaz ile etkileşim halinde olacağız. (Haliyle de bütünleşik bir deneyim sunamayanlar eksik olarak nitelendirilecek.)

Bahsi geçen deneyimin sunulabilmesi için ilk şart, tüm bu aygıtların birbiriyle konuşabilmesi. Görünen o ki telefonlarımız yanımızdan ayırmadığımız cihazların başında geldiği için deneyimin merkezi olacak. İhtiyaçlarımızı en iyi anlayan uygulamalar ise hayatımızın bir parçası haline gelecek.

05. Tasarım sistemi oluşturmak

airbnb-design-language-system
Airbnb Design Language System, ortak prensipler ve modeller tarafından tanımlanan bileşenlerden oluşan bir seçki.

Tasarım sistemini, ürün ekiplerini ortak bir görsel dilde buluşturmak için geliştirilen yöntemler bütünü olarak ifade edebiliriz. Etkili bir tasarım sistemi oluşturmak ve bu yöntemi sürdürülebilir kılmak da haliyle büyük bir yatırım gerektiriyor. Airbnb bu yatırımı yapan organizasyonlardan bir tanesi.

İşe kendi ürünlerindeki tutarsızlıkları tespit ederek başlayan ekip, tasarımcıların çıktılarını alıp, sayfaları/ekranları tek tek gözden geçirmeyle devam ediyorlar. Akışı sırasıyla kontrol ettiklerinde ise deneyimin hangi aşamalarda zayıfladığı belirlenmiş oluyor. Oldukça efor gerektiren bu çalışma sonucunda ortaya çıkan prensipler, Airbnb ekibinin tasarım aşamalarında aldığı kararların standart hale gelmesini sağlıyor.

Airbnb kullanıcı arayüzlerinde bulunan tüm bileşenler bir model havuzu oluşturuyor. İyi bir model havuzunda model tanımları, bilgi notları ve içeriğe dair bilgilerin muhakkak yer alması gerekiyor. Ayrıca gerçek zamanlı verilerin mevcut modellere eklenebilmesi ve sistemin dokümantasyonu ve prensipleri güncelleyebilmesi de şart.

Bir tasarım sisteminin çalışmaya başlaması bu sürecin yalnızca ilk adımı. Amerikalı kullanıcı deneyimi firması EightShapes’in kurucu ortağı Nathan Curtis’e göre tasarım sistemini oluşturmak yetmiyor. Sistem, “ürünler ortaya koyan bir ürün” olduğu için tüm iyi ürünler gibi bakım ve geliştirmeye ihtiyaç duyuyor. Örneğin bu ihtiyaç, Google ve Salesforce gibi devler tarafından sistemin hayata geçebilmesi için özel ekipler oluşturularak çözülüyor.

İtinayla hazırlanmış bir tasarım sisteminin yararları düşünüldüğünde, bu sistemi oluşturmak için harcanan eforun kayıp olduğunu söyleyemeyiz. Ortak bir payda temel alındığında tüm paydaşlar aynı dili konuşacak ve tasarım sistemi sürdürülebilir hale gelecek. Böylelikle tasarımcılar asıl odaklanmaları gereken konu olan kullanıcı deneyimine daha fazla vakit ayırabilecekler.

06. Sanal gerçeklik

Google-VR-cardboard
Google’ın sanal gerçeklik tasarımlarında sadık kaldığı iki ana kural var: Kullanıcıda mide bulantısı gibi yan etkiler gösterecek bir çıktı ortaya konulmayacak ve kullanıcıların aşina olduğu etkileşimler kurgulanacak.

Kullanıcı deneyimi sadece monitörlerle ve mobil ekranlarla sınırlı değil. Oculus Rift ve benzeri cihazlar sayesinde ulaşılabilir hale gelen “sanal gerçeklik” deneyimi de son dönemde tasarımcıların gündeminde. Bugüne kadar iki boyutlu ekranlar için çalışan tasarımcılar, tasarımlarını üç boyutlu ekranlara uyarlamaları her zaman mümkün olmadığı için sanal gerçeklik dünyasına özgü çözümler üretmek zorundalar. Her bir yeni mecra, yepyeni etkileşimler, kurallar ve şablonları da beraberinde getiriyor.

Özetle

Kenny Chen, navigasyon cihazları için tasarım yaparken nihai hedef, sürücüleri varış noktasına ulaştırmaktı. Bugün ise sürücüsüz araçlar trafiğe çıkıyor. Teknoloji geliştikçe kurallar, amaçlar ve problemler değişiyor. Yeni jenerasyon kullanıcı deneyimi tasarımcıları, çözümleri günlük yaşamımızı doğrudan etkileyecek yepyeni sorunlarla karşılacaklar ve çözümleriyle geleceği şekillendirecekler. Bu açıdan bakınca, kullanıcı deneyimi tasarımcısı olmak için en iyi zamanın içinde yaşadığımızı söylemek hiç de zor değil.


%20 indirim fırsatı! Girişimciye Dönüş, SHERPA Blog okurlarına %20 indirimli! 2 ay sürecek online girişimcilik eğitimleriye problemi gözlemekten fikir bulmaya, müşteriyi doğrulamaktan yatırımcı sunumuna kadar tüm girişimcilik adımlarını video ve araçlarla adım adım öğren. İndirim kodunu almak için giriş yap ya da kayit ol.

Bu makale, Kenny Chen’in 6 Trends that are changing the face of UX isimli makalesinden yararlanılarak oluşturulmuştur.

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

KEŞFETMEYE DEVAM ET
Hava durumundan çok daha fazlası: İlham veren 7 yaratıcı arayüz weather-app-designs

Hava durumundan çok daha fazlası: İlham veren 7 yaratıcı arayüz

Gizle
KEŞFETMEYE DEVAM ET
Banner körlüğü ve Carousel kullanımı

Banner körlüğü ve Carousel kullanımı

Gizle