Berlin’den bir SHERPA geçti

Berlin’den bir SHERPA geçti

Her sene Eylül ayında Berlin’de gerçekleşen ve tüketici elektroniği konusunda Avrupa’nın en önemli etkinliklerinden biri kabul edilen IFA fuarını ziyaret ettik. Fuara ve Beko POS Ödeme Sistemleri projesiyle kısa listede yer aldığımız UX Design Awards yarışmasına yönelik gözlemlerini Selen Şentürk ve Orkun Duyar’la konuştuk.


Her sene uzaktan takip ettiğimiz IFA’yı bu sene bizzat ziyaret etme fırsatı bulduk. Öncelikle genel anlamıyla fuara yönelik genel gözlemlerinizi almak istiyorum. Selen’le başlayalım; IFA nasıldı, neler dikkatini çekti?

Selen: Öncelikle dolaşması çok zordu çünkü inanılmaz büyük bir alana yayılmış bir fuar kurgusu yapmışlar. Tüm günümüzü aldı fakat günün sonunda her yeri dolaşıp dolaşmadığımızdan emin bile olamadık 🙂 Büyük denilebilecek markaların, stand kurguları gayet güzel planlanmıştı. Hem oraya gelen ziyaretçilerin işin içinde interaktif olarak olabileceği hem de bilgi alabileceği bir konsept geliştirilmiş genellikle. Birçok markada ortak olan konunun smart home deneyimi olduğu dikkati çekenler arasındaydı diyebilirim.

Dijital arabirimle alakalı kullanışlılığın ön planda olmasından çok, ürünlerin genel kullanımının ve tasarımının sadeliği de öne çıkanlar arasındaydı. Mesela bazı markalar da, geçen sene IFA’da sergiledikleri ürünleri tekrardan sergilemeyi tercih etmiş. Display teknolojisi olarak 7 segment display kullanımı çok yaygındı, hatta biz Beko ve Grundig için özellikle bu sene TFT display’e sahip birçok ekran tasarladığımız için özellikle diğer markalar TFT teknolojisini kullanarak ne yapmışlar diye baktık, fakat çoğunun 7 segment’le ve klasik bir display kurgusuyla ilerlemiş olduklarını gördük. Aslında yukarıda bahsettiğim sonucu bunu gördükten sonra çıkarttığımı söyleyebilirim. Yani ürünün genel teknolojisi ve tasarımına verilen önem çok daha ön plandaydı. Kullandıkları materyal olsun, display kurgusu olsun, ürünün genel tasarımı olsun benim beyaz eşya özelinde en beğendiğim markaların başında AEG sonra da Miele geliyor.

Tabii Grundig ve Beko standına gittiğimizde, kendi yaptığımız ürün display tasarımlarını gördüğümüzde, gözlerimiz dolu dolu oldu, o ayrı… Onu Orkun anlatacaktır zaten.

IFA çok önemli bir etkinlik ancak IFA’yı bu yıl SHERPA için daha önemli kılan birkaç detay var. Bunların ilkini Orkun’dan dinleyelim. Orkun bir UX Designer olarak bu yıl IFA’da, arayüz tasarımı süreçlerinde bizzat yer aldığımız 8 ürün görücüye çıktı ve aldığımız haberlere göre katılımcıların yoğun ilgisine maruz kaldı. Sen de bu arabirimlerin tasarım sürecinde büyük rol aldın. Tasarladığın arabirimlerin binlerce kişi tarafından incelendiğini gözlemlemek nasıl bir duygu? Bir UX Designer olarak neler hissettin?

Orkun: Yaklaşık 3 yıldır endüstriyel ürünlerin arabirimlerini tasarlıyor olsak da, browser tabanlı ya da uygulama arabirimlerinde olduğu gibi kısa süre sonra yaptığımız işi görme imkanımız olmuyor. Hatta test aşamasında gördüğümüz uygulamaları saymazsak, şu ana kadar sadece smart tv arabirimini bir kez bir elektronik mağazada deneyimleyebildim. Bu durumu birazcık film endüstrisiyle, oyuncuların film bittikten sonra galada filmi ilk kez izlemesiyle benzeştirebilirim. Biz arayüz tasarım aşamasını tamamlamış olsak da, sonrasındaki seri üretim sürecinde de ciddi bir emek ve zaman harcaması yapılıyor. Bu da, yaptığımız arabirimleri bir ürünün parçası olarak görmemizin arasında birkaç yıl eklemek anlamına geliyor.

Dolayısıyla hem uzun zaman sonra yaptığımız arabirimleri bir ürün olarak görecek olmamız hem de bunun IFA gibi uluslarası bir organizasyonda gerçekleşecek olması hepimiz adına heyecan vericiydi.

Açık konuşmak gerekirse, ilk yaptığımız şey Grundig & Beko alanına girip katkıda bulunduğumuz ürünleri aramak, sonrasında kayıp çocuğunu bulan baba gibi sevinip, kenardan kenardan insanların tepkilerini gözlemlemek oldu. Tabii o sırada bir yandan göz yaşlarımıza engel olmaya çalışıp, bir yandan da “bakın bunu biz yaptık” dememek için büyük çaba harcadık. 🙂

Fuara giden Beko ve Grundig ürünlerinin 8’inin SHERPA tarafından tasarlanmış olması ve bunlardan bir kısmına doğrudan katkıda bulunmuş olmam ise benim adıma ayrıca gurur vericiydi. Farklı persona özelliklerine sahip ziyaretçilerin cihazları incelemesi ve hem ziyaretçilerden hem de Grundig & Beko yetkililerinden de olumlu geri bildirimler gelmesi, “mesleki tatmin”in benim adıma en içi dolu olduğu andı sanırım.

Bu seneyi özel kılan ikinci önemli şey ise UX Design Awards yarışması. Arçelik’le işbirliğimiz sadece beyaz eşya kategorisiyle sınırlı değil. Geçtiğimiz yıl yoğun bir araştırma ve tasarım sürecinin sonunda tamamladığımız Beko POS Ödeme Sistemleri ile UX Design Awards’da 500’e yakın aday arasından kısa listeye dahil edilme mutluluğunu yaşadık. Merak edenler için hemen söyleyelim, UX Design Awards ödülünü bu sene biz almadık ama tasarımımız, dünya devi markaların ve tasarımcıların çalışmalarıyla beraber sergilenmeye ve değerlendirilmeye layık görüldü. Selen; yarışma süreci, diğer adaylar ve yarışmanın sonuçları hakkında neler söylemek istersin?

Selen: UX Design Awards’a başvururken, finale kalındığında işin IFA’da sergileneceği, ödül töreninin de orada olacağı vb. konularda hiçbir bilgimiz olmadan başvurmuştuk, açık konuşayım. Başvurduktan 2 ay sonra, 400 küsür marka arasından 46 marka içinde finale kaldığımızı, ürünümüzün IFA’da sergileneceğini ve bizi de davet ettiklerini öğrendiğimizde inanılmaz sevinmiştik. Çünkü IFA’da olmak bizim için sadece UX Design Awards değil, Beko ve Grundig standartlarında sergilenecek, ekran tasarımlarını da yaptığımız 8 ürünü de orada görebilmekti.

UX Design Awards kısmına geri dönersek, cihazların tesliminin fuar başlamadan 3 gün önce yapılması gerekiyordu. Fuarda standlar bile henüz kurulmamışken UX Design Awards’ün kendi alanına gidip, biz kurulumları yaptık.

2 Eylül’de de fuar alanına gittik ve hem tüm fuarı dolaştık, hem de UX Design Awards alanında, bizim ürünümüzle etkileşime geçen birçok kişiyi gözyaşları içinde izleme fırsatı elde ettik. Akşamında da zaten seremonisi oldu ve toplam 7 ödül alan adaylar açıklandı. Senin de dediğin gibi evet biz onların arasında değildik fakat bizim için 400 küsür aday arasından, 46 aday içinde finale kalmak bile güzel bir başarıydı; oralara gidip, ürünümüzü kurcalayan insanları görebilmek de tuzu biberi oldu.

Ödül alan projeler ise, arabirimin kullanıcı deneyimi ve tasarımından çok, ürün konseptinin toplumsal faydasına odaklanmıştı. Bugünün teknolojisiyle uygulanabilmesinin pek mümkün olmadığı, geleceğin vizyonuna dokunan, bunu yaparken de toplumsal faydayı gözeten projeler ağırlıktaydı ki zaten ödül alan projeler de hep bu odaktaydı.

Tüm bu süreçte, ekip olarak inanılmaz bir heyecan ve deneyim yaşadık, kendi adıma konuşmam gerekirse de, ödül alamamış olmak beni hiç üzmedi çünkü 4 senelik bir UX Design Studio olarak, tüm bu global deneyimi yaşayabilmemiz bile büyük bir başarıydı.

Peki, diğer adaylar ve tasarımlar hakkında neler söyleyebilirsiniz. Hangi projeler ilginizi çekti?

Orkun: Kısa listeye kalan adaylar arasında ciddi farklılıklar vardı. Bizim yaptığımız iş tabletlerde, telefonlarda ya da embeded olarak belirlenen cihazlarda çalışacak bir uygulama iken, diğer yandan fiziki bir cihazla katılan ya da tamamen konsept fikrini bir video ile anlatan yarışmacılar yer aldı. Bu farklılıklar içerisinde ödülü kazanan projelerde, projelerin uygulanabilirliği ya da uygunlanmış hallerinin ne kadar iyi olduğu gibi etkenlerin dışında buluştuğu ana payda ise projelerin bugün ya da gelecekte toplum faydası sağlamasıydı. Burdan da anlaşılacağı üzere kısa listeye kalan adaylar arasında sıkça medikal uygulama, fikir ya da cihaz görmek mümkündü.

Dolayısıyla, tasarım olarak karşılaştırma yapmak işi biraz zorlaştırıyor. Adaylar arasındaki kıyaslamayı yukarıda bahsettiğim bağlamda değerlendirecek olursak, Organ as a Service, sağladığı fayda açısından gold ödülü almasından da anlaşılacağı üzere diğer projelerden çok daha öndeydi.

Son olarak, Berlin’deki kent yaşamı ve tasarım kültürü üzerine neler söylersiniz? Beğendiniz mi Berlin’i?

Selen: Kent yaşamı konusunda sonsuza kadar Almanlık övebilirim, bu nedenle çok daha özet yaklaşmaya çalışacağım 🙂 Tabii ki 3. Dünya ülkelerinden farklı olarak, kendinizi inanılmaz bir sakinlikte, güvende ve huzurlu hissediyorsunuz. Şehrin bir ucundan diğer ucuna gitmenin 43 dakika sürdüğünü söylediğimde, “huzur” ve “sakinlik”ten neyi kast ettiğimi anlayabilirsiniz.

Ulaşımın bu kadar sistematik olması bile sizin günlük hayat kalitenizi inanılmaz artırmasına ve kendinize vakit ayırabileceğiniz zamanı yaratabilmenize katkı sağlıyor.

Birçok müze ve galeri ücretsiz; ücretli olanların ise çok cüzi bir fiyatlandırması var. Mesela Gorki’de bazı gösterileri ücretsiz, bazı oyunları da yine cüzi bir ücret ödeyerek (12€ gibi) izleyebiliyorsunuz.

Şehrin underground bir yapısı olduğu için sanat, tasarım gibi konularda sokaktan beslendikleri söylenebilir. Aslında birçok Avrupa ülkesine / şehrine gittiğimizde hissettiklerimiz, Berlin için de geçerli. İnsanların sosyo-ekonomik durumlarının 3. Dünya ülkelerinden çok daha ileride oluşu, yorucu ve gereksiz detaylarla uğraşmak yerine çok daha dingin, odaklı ve verimli (verimli olması faydayı da beraberinde getiriyor) bir yaşam geçirebiliyorsunuz. Bu tabii ki hem özel hayatınız hem de iş hayatınız için geçerli oluyor.

Selen ve Orkun, bu güzel deneyimi paylaştığımız için çok mutluyum. Beyaz eşya ve tüketici elektroniği ürünlerinde kullanıcı deneyimi tasarımı yapan bir tasarım stüdyosu olarak SHERPA’yı benzer etkinliklerde daha çok göreceğimizden eminim. İkinize de bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim.


Berlin notlarımız sadece IFA ve UX Design Awards ile sınırlı değil. Bu 1 haftaya sığdırdığımız iştah açan ve ilham veren diğer deneyimlerimizi de çok yakında paylaşacağız.

 

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

SENİN İÇİN ÖNERİYORUZ
Girişimciler için ilham verici TED konuşmaları girisimciler-icin-ted

Girişimciler için ilham verici TED konuşmaları

Gizle
KEŞFETMEYE DEVAM ET
Butonun büyüklüğü ve konumu her şeyi değiştirebilir

Butonun büyüklüğü ve konumu her şeyi değiştirebilir

Gizle