Lonca.Works: Online eğitimde yepyeni bir model

Lonca.Works: Online eğitimde yepyeni bir model armagan-amcalar-lonca-works

Öncelikle seni kısaca tanıyabilir miyiz? Hangi alanda eğitim aldın, neler yaptın ve yapıyorsun?

Merhaba! Ben Armağan, 3 yıldır Berlin’de yaşıyorum ve burada elektrikli scooter (Vespa gibi scooter ama pilli) üreten bir şirketin yazılım departmanını yönetiyorum. Aynı zamanda birçok uluslararası konferansa konuşmacı olarak katılıyorum ve çeşitli eğitimler veriyorum.

Formal eğitimimi Sabancı Üniversitesi’nde mikroelektronik ve entegre devre tasarımı üzerine aldım. Yüksek lisansımı yine Sabancı Üniversitesi’nde elektronik üzerine yaptım. Bitirme tezim beyin dalgalarını işleme üzerineydi—beyin sinyalleriyle bilgisayara yazı yazdıran bir sistem geliştirdim ve bu alanda akademik dünyanın en iyi sonuçlarını elde ettim. Şimdilerde 10 yıl önce yaptığım bu araştırmayı modern web teknolojileriyle tekrar uyguladım ve çeşitli yazılım konferanslarında sunuyorum.

Bir yandan Google’ın desteklediği Women TechMakers Berlin çatısı altında JavaScript ve topluluk önünde konuşma uzerine dersler veriyorum, bir yandan da 70’ler Türkçe pop yapan grubum Neşeli Günler Kumpanyası ile Almanya’nın çeşitli şehirlerinde konserler veriyoruz.

Şimdi de biraz Lonca.Works ile ilgili konuşalım isterim. Ne zaman kuruldu? Ekipte kimler vardı/var ve sence hangi problemi çözüyor?

Lonca’yı 2014 Ağustos’unda kurdum. 2011’den beri her yıl düzenlediğimiz Tart Yaz Kampı’nı 2014’te yapamayınca içimdeki eğitim isteğini daha kalıcı, başka bir yoldan dışavurmak istedim. İlk olarak Kadın Yazılımcı grubundan çok sevgili arkadaşım Gülçin ile paylaştım, o da Kadın Yazılımcı e-posta grubuna Lonca’nın öğrenci aradığına dair bir e-posta gönderdi. Yaprak ile bu sayede tanıştık, ve ilk aşamada dört öğrenci ile çalışmaya başladık.

Lonca insanların bir türlü gideremediği öğrenme ihtiyacını çözüyor. Klasik üniversitelerin çağdışı eğitiminin aksine, yazılım sektörünün bugününde kullanılan ve gelecek beş yılında kullanılacak olan teknolojileri ve prensipleri öğretiyor. Sektörün içinden gelen mentorlar sayesinde yazılım alanındaki ustalığın aktarılmasını ve en doğru ve efektif yoldan öğrenmeyi sağlıyor. Ama bu işin mekanik kısmı. Lonca’nın en güçlü özelliklerinden biri de kendine güvenen, bilinçli, cesur yazılımcılar yaratması. Bu alandaki en büyük eksikliklerden biri psikolojik destek ve biz de bu konuda oldukça yoğun çalışıyoruz.

Lonca.Works bünyesinde kaç eğitmen ve öğrenci/mezununuz var? Platformunuz için gelecek planlarınız neler? Yani ne olursa “Evet ya, sanırım başardık!” diyeceksin?

Bu cevaplaması çok zor bir soru. Şimdiye kadar toplam dört mentor ile çalıştık—aslında kendi terminolojimizi kullanalım, biz onlara usta diyoruz. Şu anda aktif olarak ben ve Yaprak, Lonca’da usta olarak devam ediyoruz. 20’ye yakın öğrencimiz—çırağımız—oldu. Bir kısmını mezun ettik, bir kısmı ise hayatlarını başka yollarda sürdürmek üzere ayrıldı. Şu anda beş aktif öğrenci ile devam ediyoruz.

Lonca’yı global bir eğitim inisiyatifine çevirmek istiyoruz aslında. İlk yola çıktığımızda Lonca’yı ne kadar ölçekleyebileceğimiz konusunda simülasyonlar yapmıştık. Sayı olarak bunun çok uzağındayız şu an.

Hayalimde Lonca’yı pek çok ülkede pek çok şubesi olan düzenli ve tam zamanlı yazılım kamplarına dönüştürmek ve her sene binlerce yazılımcı yetiştirmek var. Lonca ücretsiz bir girişim, ben de iş kurma ve büyütme konusunda son derece vasat olduğum için şimdilik ufak bir ölçekte devam ediyoruz. Fakat bu ölçeğe ulaşırsak ve sektörde “Lonca diye bir okul var, gördüğüm en iyi yazılım mühendislerini yetiştiriyor” görüşünü hakim kılabilirsek “Evet ya, sanırım başardık!” diyebilirim. En azından Türkiye özelinde Tart Yaz Kampları ile bunu başarmıştık. Amacım bunu dünyaya yaymak.

Kabul, eğitim ve müfredat gibi süreçlerden de bahsedebilir misin biraz? Katılmak isteyen hevesli ve genç adaylara neler önerirsin?

Lonca bireysel eğitimin ön plana çıktığı bir platform. Çırağın öğrenme isteği doğrultusunda kendi hızında ilerlemesi temeline dayanıyor. 2018 itibariyle en güncel web teknolojileri üzerine çalışıyoruz—Node.js, MongoDB, Vue.js ve Cordova temel kullandığımız teknolojiler.

Yazılım sektörü ve bilgisayar bilimleri baştan aşağı kadınların yarattığı alanlar. Fakat 1970’lerden başlayarak bu alanlara erkeklerin haksızca egemen olduğunu görüyoruz. Çok çirkef bir cinsiyetçilik hakim ve ne yazık ki bu alanların kurucuları olan kadınlar, yani bu alanların gerçek sahipleri, dışlanıyorlar. Lonca şimdilik çok kişisel bir efor olduğu için, ben de vaktimi insanlığa en faydalı olacak şekilde kullanmak istedim. Lonca ile birlikte bu cinsiyetçiliğe karşı savaş açtık. Birinci görevimiz sektöre başarılı kadın yazılımcılar kazandırarak haksız ve sağlıksız erkek egemenliğini kırmak.

Bu yüzden Lonca’da şimdiye kadar sadece kadın yazılımcılarla çalıştık. Erkekler için sektörün yeteri kadar destek sunduğuna inanıyorum. Dolayısıyla ben destek vermesem pek bir şey kaybetmezler. Fakat kadınlara destek verirsem çok önemli bir fark yaratabilirim.

Bu sebeple, başvuran erkekleri şimdilik reddediyoruz. Geri kalan adaylara ilk önerim kendilerini ifade yeteneklerini geliştirmeleri. Gelen başvuruların büyük çoğunluğunda Türkçe’nin çok kötü kullanıldığını görüyoruz. Yazılım kuralları çok net belirlenmiş diller ile yapılıyor. Eğer bir kimse kendi anadilini bütün kurallarıyla doğru bir şekilde kullanamıyorsa yazılım dillerinde de yeteri kadar başarılı olamaz. Bu sebeple Lonca’da Türkçe’nin doğru kullanımına da çok önem veriyoruz. İkinci olarak ise İngilizce geliyor. Yazılım sektörünün dili İngilizce, ve İngilizce bilmeden hiçbir şey yapmak mümkün değil. Dolayısıyla adaylardan iyi bir İngilizce bilgisi de bekliyoruz.

Bununla birlikte, kendini doğru ifade edebilen, Lonca’ya bir “kolay iş bulma” ya da “çıkış kapısı” gözüyle değil de “çok çalışarak çok geniş ufuklar elde etme” gözüyle bakan adaylarla bir görüşme yapıyoruz.

Bu görüşmede kendi eğitimlerine ne kadar vakit ayırabileceklerini sorguluyoruz. Eğer bir aday her gün iki saatini kendini geliştirmeye adayamıyorsa, Lonca’da yer almayı şimdilik hak etmiyor. Daha sonra uygun bulduğumuz adaylara bir “challenge” listesi gönderiyoruz. Bir hafta içinde tamamlayacakları programlama ödevleri ve bir İngilizce testinden oluşuyor.

Bu adımı başarıyla geçen adayları ise Slack grubumuza davet ediyoruz. Lonca tamamen internet üzerinden yürüyen bir eğitim girişimi olduğu için bütün iletişimimiz Slack üzerinden yürüyor.

Kişisel vaktinin çoğunu bolca seminer, konferans ve yazılım kamplarında geçiriyorsun. Bu noktada artık kendin de bir “eğitimci” oldun diyebiliriz sanırım. Peki yazılım eğitiminin Türkiye ve dünyadaki durumunu nasıl görüyorsun?

İki kelimeyle özetleyebiliriz; içler acısı. Sektör çok ama çok hızlı ilerliyor ve gerçek projelerde çalışmadan öğrenmenin imkansız olduğu pratikler barındırıyor. Yazılım eğitimi veren üniversite eğitmenleri ise çoğunlukla sektöre adımını atmamış, akademik dünyanın içinden gelen kişiler. Dolayısıyla ne yazık ki yaklaşımları çok ama çok yetersiz kalıyor. Bu sadece Türkiye’de değil, dünyada da böyle.

Bu yüzden sektörde çok büyük bir yazılımcı açığı var ve önümüzdeki 15 yıl da kapanmayacak. Üniversiteler kalifiye yazılımcı yetiştirmekte çok yetersiz kalıyor. Bu sebeple her yerde mantar gibi yazılım kampları türemeye başladı, ve 3-4 ay süren bu kampların mezunları bir üniversite mezunundan daha yüksek iş bulma şanslarına sahip.

Yazılım, üretme üzerine kurulu bir alan. Konvansiyonel eğitim ise öğrenciye hiçbir şey ürettirmiyor. Dolayısıyla ihtiyacı karşılayamıyor, ve üretim odaklı eğitim veren kurumlar daha efektif hale geliyor.

Yazılım sence örgün eğitimle mi daha iyi öğretilebilir, yoksa bir tür usta-çırak ilişkisi/geleneğiyle mi?

Yazılım el becerisi, empati ve estetik algı gerektiren bir iş dalı. Diğer mühendislik alanları gibi belirli formülleri yok. Dolayısıyla yazılımcının kendi kişiliğini yansıtabildiği bir alan. Bu yüzden bu işe zanaat diyoruz. Yazılımcılar da zanaatkarlar. Tam da bu sebepten “örgün eğitim” başarısız oluyor. Zira okullarda bu işi öğretmeye çalışan öğretmenler zanaatkar değiller; araştırmacı ve eğitimciler.

Her zanaat eğitimi gibi, yazılım eğitimi de ancak tecrübe transferi ile olabilir. Bunun için eğitmenin usta bir zanaatkar, öğrencinin ise öğrenmeye aç bir çırak olması gerekir.

Yakın zamanda yazılım dünyasına dair en çok ilgini çeken konu ne oldu? Sence bu alana ilgi duyan gençler hangi konuları araştırmalılar?

Bu aralar en çok ilgimi çeken konulardan biri DX kavramı—developer experience, yani geliştirici deneyimi. Açık kaynak dünyasındaki inanılmaz ilerlemeler sayesinde yazılımcıların kullanabileceği binlerce teknoloji ortaya çıktı—hangisini seçip nereden başlayacağını bulmak bile büyük bir sorun haline geldi. İşte tam da bu noktada kullanıcı deneyimi en iyi olan geliştirme araçları ön plana çıkıyor. Sektördeki insanlar olarak yüksek DX’e sahip mimariler ve araçlar geliştirmeye çalışıyoruz. Ancak bu araçlar kalıcı başarı elde edebilecekler. Zira bu bollukta artık kimse gereğinden fazla emek sarf etmek istemiyor.

Yazılım alanı çok geniş, dolayısıyla araştırılmaya değer yüzlerce konu var. Önerim ilgi duydukları alanla ilgili çok derinlemesine bilgi sahibi olmaları. 50-60 yıl önce yazılan kitaplar ya da makaleler bile günümüze çok iyi ışık tutabiliyor. Okumaktan korkmayın, bol bol okuyun. Elinize ne geçerse okuyun. Ben bulut mimarileriyle uğraşmaktan zevk alıyorum ve gelecekte de en önemli başlıklardan biri olacağına inanıyorum. “Hangi alandan başlasam” diye düşünen biri varsa, bulut mimarilerini araştırmalarını öneririm.

Bugün ilk makalen bizdendi.

Daha fazlası için SHERPA Blog okuru olmalısın.
Giriş Yap Ücretsiz kaydol

Benzer Yazılar

İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine… markalarin-tuketici-ile-iliski-kurma-yontemleri

Yeni dönemde markalar ve tüketici ilişkileri üzerine…

Gizle
SENİN İÇİN ÖNERİYORUZ
Kimdir bu ürün tasarımcısı (product designer)?

Kimdir bu ürün tasarımcısı (product designer)?

Gizle