Nermin Akel

Nermin Akel

Former UX Designer @SHERPA

Nermin, 1985 kışının soğuk bir cumartesi günü İstanbul'da doğuyor. Legolar ve söküp yeniden yapmaya çalışırken bozduğu oyuncaklarla iç içe geçen çocukluk yıllarının tüm yazları, bütün gün süren sokak oyunlarıyla geçiyor. Yalnız kaldığında mahalle sınırlarını keşfe çıkan Nermin, daha o yıllarda bile, "Ben bununla bi’ şey yaparım ki!" diyerek biriktirdiği ıvır zıvırla çeşitli ihtiyaçlarını görecek şeyler üretiyor.

Okul hayatının başlamasıyla hareketli sokak hayatı bir miktar duruluyor. Ezber yapmak, özet çıkarmak gibi konular canını sıksa da matematik, fen bilgisi, resim, müzik ayırmadan anlayabildiği ve dünyasını geliştiren her dersi çok seviyor. Bugünkü hayat görüşünün temellerini ise evde dolaplara saklanarak ve okul yolunda tek başına yürürken başladığı düşünme, sorgulama, anlamaya çalışma pratiklerine bağlıyor. Bu pratiklerle yetişkin dünyasını anlamaya çalışsa da, çoğu zaman her şeyin altında bir “bullshit” buluyor. İstediği gibi olmayan anlamları veya ezbere konulmuş kuralları olduğu gibi kabul etmeyi bir türlü beceremiyor ve değiştirmeyi yılmadan deniyor. Bu nedenle üstüne yapışmış asi, özgürlükçü, inatçı, yaratıcı sıfatlarını çocukluğundan itibaren gururla taşıyor.

Lise yıllarında hayatının çoğunluğu müzikle; internetten mp3 indirerek, yeni gruplar keşfetmek için radyo dinleyerek, müzik ve bilim dergileri okuyarak geçiyor. Binbir emekle indirdiği pop müzik arşivini yanlışlıkla sildiği günlerde grunge müziğe keskin bir geçiş yapıyor. Aynı dönemde, bugün hâlâ çalmaya devam ettiği gitarına kavuşuyor ve müzik derslerine başlıyor. Bir geometri dersinde de pergel kullanırken çizim yapmayı ne kadar sevdiğini fark edip mimarlık okumaya karar veriyor.

İşler planladığı gibi gitmiyor ve Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama bölümünü kazanıyor. Daha sonra geçireceği uykusuz gecelerden bihaber; çizim çantası, T cetveli, eskiz kağıdı taşıdığı için çok mutlu olduğu ilk dönem bir yandan da grafik tasarım derslerine başlıyor. Mezuniyetten sonra anlıyor ki kentleri tasarlamanın önünde görünmez engeller var. Aldığı grafik tasarım derslerine güvenerek "Kent ya da dijital arayüz fark etmez, tasarım tasarımdır." diyor ve iş hayatına jr. art direktör olarak başlıyor. İlk yıllar görsel iletişim tasarımı odaklı geçse de, içten içe önemli olanın "anlamlı sınırlar içinde, neleri, nasıl göstermek ve düzenlemek istediğinizi, gözlemcinin anlamlandırabileceği ve etkileşime geçebileceği şekilde yapmanın bir yolunu keşfetmek" olduğunu düşünüyor. Bu bakış açısının peşinden giderek kendisini hiçbir disiplinle sınırlamıyor.

Tasarlamak onun için; düşünme, deneyim ve araştırma ile elde ettiği tüm birikimini sentezleyebileceği, kendine ait bir oda. Kendisinin ve yaşayan her canlının dönüştürme gücü olduğunu; herkesin aslında kendi yaşamının ve içinde yaşadığı sistemin tasarımcısı olduğunu düşünüyor. Tasarlamayı; görünen, görünmeyen, göründüğü gibi görünmeyen anlamlar arasında ulaşılmak istenen ideal bir gelecek hayaline yaklaşabilmek için problem tanımlama ve o problemleri çözmek üzere yeniden düzenlemeler olarak görüyor. Bu nedenle kendisini, "tasarlayabilen biri" olarak var etmek üzere okuyor, araştırıyor, düşünüyor, geziyor ve tüm duyularıyla yaşamı algılamaya ve tasarlamaya çalışıyor.