Procrastination nedir?

Tam bir Türkçe karşılığı bulunmayan Procrastination, bitirilmesi gereken bir işe başlamak yerine hiçbir önceliği olmayan şeylerle uğraşarak tamamlanması gereken işleri inatla öteleme ya da erteleme alışkanlığını ifade eder.

Bilgisayardaki klasörleri düzenleme, kapsamlı bir temizliğe girişme, akşam için yemek tarifi bakınma ve daha nice hiçbir önceliği olmayan şeyle uğraşırken bir yandan da insanın içini kemiren bir suçluluk duygusunun ortaya çıkışı bu durumun en önemli belirtisidir.

Bir savsaklama haline tekabül eden procrastination kavramı, yani; ötelediğimiz için pişman olacağımızı bile bile, neden sorumluluğunu üstlendiğimiz işlere bir türlü başlayamadığımız sorusu pek çok araştırmanın da konusu olmuştur.

Psychology Today’de yer alan açıklamaya göre; herkes bazen öncelikli işlere başlamak yerine ıvır zıvır şeylerle uğraşarak tamamlanması gereken işleri erteleme eğilimindedir ancak araştırmalara göre insanların %20’si kronik olarak öncelikli işlerden kaçınır ve kasıtlı olarak — bugün çok daha erişilebilir olan — dikkat dağıtıcı şeylerle oyalanır.

Erteleme, büyük ölçüde, kendimizi kontrol etme konusundaki uzun süreli mücadelemizin yanısıra, yarın veya ertesi gün nasıl hissedeceğimizi doğru tahmin edemediğimizi de yansıtmaktadır. “Ben böyle (bu işin öncelikli olduğunu) hissetmiyorum/düşünmüyorum” cümlesi hedeflerimizi belirlerken bariz bir öncül görevi görür. Fakat aynı zamanda bu durum daha sonra, gelecekteki çabaya ilişkin caydırıcı yönde olumsuz duyguların ivmelenerek artmasına da neden olur.

İşlerini sık sık öteleme ya da erteleme eğiliminde olanlar, baskı altında daha üretken olduklarını söyleyebilir. Ancak bu çoğu zaman, tamamlanması gereken işleri ertelemek için haklı bir gerekçe değildir.

Yine araştırmalar, mükemmeliyetçi insanların genellikle erteleme eğiliminde olduklarını da göstermektedir. Bir iş için gereken performansı sergileyememe ihtimaliyle yüzleşmekten ziyade o işe hiç başlamamak psikolojik olarak daha kabul edilebilir bir açıklamadır.


Sözlüğe Dön