Tuba Çakır

UX Writer @SHERPA

Tuba, 3 Ocak 1984, Giresun doğumlu. 5 yaşında, büyüklerin “hevestir geçer” dediği, boyundan büyük bir istekle ilkokula başlıyor. Namık Kemal İlkokulu’ndaki sınıfına, arkadaşlarından kırk beş gün sonra ve resmi kaydı yapılmadan ilk adımını atmış olsa da, iki hafta içinde okuma-yazmayı herkesten önce öğrenerek inadı hafife alınmaması gereken biri olduğunun ilk sinyalini veriyor.

On beş yaşına kadar yaz tatillerinin büyük bir bölümünü tipik bir Karadeniz köyü olan Güneyköy’de, babaannesi ve dedesiyle geçiriyor. Sıkı besleniyor. Derede yüzdüğü, bisiklete bindiği, bol bol koştuğu ve düştüğü o günlerde; yalnız zaman geçirmeyi, bol bol gözlem ve elbette “bilimsel” deney yapmayı, toprakla oynamayı, abisinin tahta kamyonunun kasasında gezmeyi, ağacı, kuşu, böceği, ineği, kuzinede pişen mısır ekmeğini... çok seviyor.

Giresun İmam-Hatip Lisesi’nde geçen ortaokul ve lise yıllarında zamanının büyük bir bölümü, bir konuda karar vermeden önce karşıtını tüm boyutlarıyla değerlendirip anlamanın kıymetini yaşatarak öğreten babasının devasa kütüphanesinde geçiyor.

Kendi ayaklarının üzerinde daha sağlam durabilmek için, “yanlış yapmanın, bunu fark edebildiğin sürece yanlış olmadığını” öğreten annesinin kanatlarının altından epey uzağa gitmesi gerektiğini düşünüyor. İlk aşamada Uludağ Üniversitesi’ne kadar uzaklaşabiliyor ve çok isteyerek geldiği Felsefe bölümünden “olan-olması gereken arasındaki gerilimi” yaşadığı sürece sorgulamayı düstur edinerek mezun oluyor.

Üniversitedeyken İngilizce’sini geliştirmek için cebine attığı Work&Travel tecrübesiyle ilk yurt dışı deneyimini yaşayan Tuba, dünyaya neresinden bakarsa baksın aynı şeyi gördüğünü fark ediyor: Her bir kişi bir diğerinden farklı, kendine özgü olsa da nihayetinde dünya yuvarlak ve herkes içten gülümsediğinde -aslında- güzel oluyor.

Galatasaray Üniversitesi’nden Strasbourg Üniversitesi’ne uzanan Felsefe yüksek lisansı, 2011 yılında hayaller-hayatlar çıkmazına girince profesyonel iş yaşamına adım atıyor. Bugüne kadar yayıncılık ve iletişim sektörlerinde, içerik odaklı çeşitli roller üstleniyor.

Öğrenmeyi, böylece değişebildiğini ve bir şeyleri değiştirebildiğini görmeyi, yazarken omuzlarıyla ritim tutabildiği şarkıları, yürürken dahi kendini okumaktan alamadığı kitapları, “had-di canım!” dedirten filmleri, saçmaladığını fark edince attığı kahkahayı (en çok), Balkız ve Miço’nun patilerini öpmeyi, yürümeyi, düzenli kan bağışı yapmayı ve sevdiği insana sarılıp uyumayı seviyor.