Hiç iyileşmeyen hastalığımız: Gelecek düşmanlığı

Özellikle yapay zeka teknolojisinin gelişimiyle bize resmedilen geleceği kötüleme davranışı aslında insan türünün köklerinden gelen ve peşimizi hâlâ bırakmayan en ilkel dürtülerimizden biri. Kimilerine göre bu dürtü gelişimimizi yavaşlatarak bizi engellerken, kimilerine göre ise tedbirli davranmamızı sağlayarak daha büyük problemlerle karşılaşmaktan koruyor.

Peki, gelecekten neden korkuyoruz?

Yapay zekalar birbirlerini sırtlarından bıçaklar mı?

Gelecekte, insan toplumuna ait bileşenlerin bir kısmının — ya da tümünün — yapay zeka tarafından kontrol edileceği öngörülüyor. Bugüne kadar okuduğumuz çalışmaların çoğu, tekil yapay zeka uygulamalarının kendilerine verilen görevleri tek başlarına nasıl yürüttüğüne yönelik araştırmalardan ibaret. Peki, gelecekte bir ya da daha fazla yapay zeka birbiriyle karşı karşıya geldiğinde nasıl davranacak, ikilemleri ve çatışmaları nasıl çözecekler?

İşbirliğini mi, yoksa çatışmayı mı seçecekler?

Ölümden sonra dijital olarak var olmak mümkün mü?

Geçen 10 yılda, “Yok artık! O kadar da değil” dediğimiz onlarca, belki yüzlerce şeyin hayatımızın merkezine yerleştiğini ve normalleştiğini gözlemledik. Değişmeyeceğini sandığımız çok şey değişti fakat kimi konular hala toplumsal açıdan bazı dokunulmazlık kalkanlarının arkasında. Ölüm de bu konulardan biri, belki de en önemlisi. Gelin, bize ve yakınlarımıza, bizden sonraki süreçte hizmet vermeyi vaat eden birkaç online araca göz atalım.

Spoiler: Black Mirror S02E01